Ruth Ozeki'nin Benim Balığım Yaşayacak romanında Tokyo'da yaşayan on altı yaşındaki Nao, dayanamadığı yalnızlık nedeniyle hayatına son vermeyi düşünür. Bunu yapmadan önce Budist rahibe olan büyük büyükannesinin yaşamını yazmak ister. Genç kızın günlüğü, acısını kayda geçirirken aile geçmişine ve kendisini ayakta tutabilecek bir hikâyeye ulaşma çabasına dönüşür.
Pasifik'in öte yanında, ıssız bir adada yaşayan yazar Ruth ilhamını aramaktadır. Sahilde kıyıya vurmuş bir çanta bulur; içindeki Nao günlüğünün 2011'de Japonya'yı vuran tsunaminin sürüklediği eşyalardan biri olabileceğini düşünür. Ruth sayfaları okudukça Nao'nun yaşadıklarına, bilinmeyen kaderine ve kendi geleceğine doğru çekilir.
Günlük, birbirini hiç tanımayan iki kadının zamanlarını ve mekânlarını birbirine bağlar. Ruth geçmişte yazılmış satırların sonunu araştırırken okuma eylemi de olayların parçası hâline gelir. Anlatı gerçek ile kurgu, geçmiş ile şimdi, kuantum fiziği, tarih ve mitoloji arasındaki sınırları iç içe geçirir. Nao'nun hayatta kalma isteği ile Ruth'un onu anlama çabası, benliğin başka birinin hikâyesinde nasıl değişebileceğini ve uzak hayatların birbirine nasıl dokunabildiğini sorgular.