
Gözleriniz madam, gözlerinize bakıyorum da sanki bir yangın yeri, yüzünüz talan edilmiş bir imparatorluktan kalmış gibi..

Gürültünün iletişim sanıldığı bir çağda Kemal Sayar, Beni Sessiz de Sevebilir misin? kitabında susmanın ve dinlemenin iyileştirici imkânlarını araştırır. Hızlı hayatın insanı kendi iç sesinden uzaklaştırdığını, sürekli konuşmanın ise gerçek yakınlığı garanti etmediğini savunur. Sessizlik burada boşluk veya ilgisizlik değildir; kelimelerin olgunlaştığı, insanın kendisini ve karşısındakini daha dikkatle duyabildiği bir alan olarak düşünülür.
Kitaptaki kısa ve şiirsel yazılar, yalnızlık, hayal kırıklığı, kayıp, umut ve huzur arayışı çevresinde ilerler. Sayar, ruhsal sıkıntıları hızla ortadan kaldırılacak kusurlar gibi ele almak yerine onların sorduğu sorulara kulak vermeyi önerir. Yeni cevapların yeni sorularla başlayabileceği fikri, farkındalık ve nezaketi birer iç disiplin hâline getirir. Sevgi de yüksek sesli bir ispat çabasından çıkarak sabır, dikkat ve sessizce yanında durma becerisiyle ilişkilendirilir.
Beni Sessiz de Sevebilir misin?, modern hayatın yorgunluğuna daha derin ve sakin bir bakış sunan psikolojik-denemeci bir çalışmadır. Kemal Sayar, mesleki gözlemi edebî duyarlılıkla birleştirir. Eser, kesin reçeteler dağıtmak yerine insanın kendi ruhsal yaralarıyla karşılaşabileceği, kelimeleri azaltıp anlamı çoğaltabileceği bir iç yolculuk önerir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Gözleriniz madam, gözlerinize bakıyorum da sanki bir yangın yeri, yüzünüz talan edilmiş bir imparatorluktan kalmış gibi..
“Kitap şöyle sonlandı;Tam pes etmek üzere olduğum bir gecede,Kafamın içinde verdiğim savaşı zorda olsa kazandım.O gecenin sabahına ben çıktım ama İçimdeki kimseyi sağ bırakmadım”
“Kemal Sayar diyor ki; "Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.Hatta itikatlarımızı, dünyayla ilgili…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş