
“artık o köprülerin altından sular bile akamaz. yıktım köprülerimi kendim, kimse köprülerimi yıkamaz.”

Jean Genet'nin Balkon oyunu, Bayan Irma'nın işlettiği lüks genelevde, gerçeklik ile temsil arasındaki sınırları sorgular. “Balkon” aynı zamanda bir yanılsamalar evidir; toplumun önde gelen kişileri buraya gelerek gündelik hayattaki zavallılıklarını geride bırakmak ister. Kibir ve sahte acımasızlık kisveleri altında güçlü olduklarını hisseder, dış dünyanın baskısından seçtikleri rollere sığınırlar. Kapalı odalarda canlandırılan makamlar, müşterilere sıradan hayatlarında sahip olmadıkları otoriteyi geçici olarak verir. Güç böylece gerçek bir yetkiden çok, seyredilen ve hissedilen bir role dönüşür.
Evin kapalı düzeni, müşterilerin iktidarı bir kostüm ve gösteri olarak deneyimlemesine imkân verir. Ancak dışarıda başlayan ayaklanma, güvenli sanılan sahne ile gerçek siyasal çatışma arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır. Bir zamanlar fazla duygusal olduğu için genelevden kovulan Chantal, isyanın simgesine dönüşür ve içeride kurulan bütün dengeleri beklenmedik biçimde değiştirir.
Ayaklanmayla birlikte Bayan Irma kraliçe konumuna yükselirken dünya, oyundaki ifadeyle gerçek bir geneleve dönüşür. Taklit edilen makamlar gerçek iktidarın yerini almaya başlar; rol yapanlarla yönetilenler arasındaki ayrım bulanıklaşır. Ortaya çıkan modern oyun, arzu, güç, devrim ve gösteriyi aynı sahnede buluşturarak otoritenin imgelerle nasıl üretildiğini ve toplumsal düzenin tiyatral yanını açığa çıkarır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

“artık o köprülerin altından sular bile akamaz. yıktım köprülerimi kendim, kimse köprülerimi yıkamaz.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş