
“Biz insanların birbirini yargılamaya, günahlarından sual etmeye hakkı yoktur. Hatta başkalarının günahlarını düşünmek de bize düşmez.„

Philippa Gregory'nin Bakirenin Aşığı romanı, Kral Edward'ın ölümünden sonra İngiltere tahtı çevresinde büyüyen rekabeti anlatır. Tahta geçme sırası “Kanlı” Mary'dedir; Boleyn'in kızı Elizabeth ise bu gidişatı bozmak ve kendi kaderini yeniden yazmak için planlar yapar. VIII. Henry'nin iki kızı arasındaki gerilim, hanedan hakkı, din ve kişisel hırsın birbirine karıştığı tehlikeli bir mücadeleye dönüşür.
Romanın önemli tanığı Hannah'dır. Engizisyon'dan kaçan Yahudi genç kız, Mary'nin sarayına yerleştirilir. Saray soytarısı olarak eğlence dünyasına ait görünse de bilgece gözlemleri ve casusluk görevi onu iktidar çatışmasının merkezine taşır. Dinsel sapkınlık ya da cadılık suçlamasının ölümle sonuçlanabildiği dönemde, bir hainin aşkı uğruna kraliçeyi gözetlemek son derece riskli bir seçimdir.
Mary sakin biçimde sırasını bekliyor görünürken Elizabeth çevresindeki ittifakları ve ihtimalleri değerlendirir. İki kadın arasındaki rekabet, sarayın yüzeydeki düzeninin altında entrikalar üretir. Hannah'nın bölünmüş sadakati, okurun olayları hem içeriden hem kuşkuyla izlemesini sağlar. Ortaya çıkan tarihsel gerilim, Tudor sarayında aşk, inanç, casusluk ve taht arzusunu tek anlatıda birleştirir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

“Biz insanların birbirini yargılamaya, günahlarından sual etmeye hakkı yoktur. Hatta başkalarının günahlarını düşünmek de bize düşmez.„
“Biz insanların birbirini yargılamaya, günahlarından sual etmeye hakkı yoktur. Hatta başkalarının günahlarını düşünmek de bize düşmez.„”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş