
İnsan kendi değerini fark etmediğinde hatalar yapar.

Zeynep Sahra'nın Ayçöreği romanında Sahra, çocukluğundan beri hayatında olan Ahmet'e karşılıksız bir aşk besler. Ahmet ona yürümeyi, bisiklete binmeyi ve kendini savunmayı öğretmiştir; fakat farkında olmadan aşkın can yakıcı tarafını da tanıtmıştır. Sahra'nın duyguları büyüdükçe çocukluk yakınlığı, söyleyemediği beklentilerle ağırlaşan tek taraflı bir bağa dönüşür. Ahmet'in gündelik hayatındaki belirleyici yeri, Sahra'nın ondan uzaklaşma kararını hem gerekli hem de acı verici hâle getirir.
Bu yükü taşıyamayan Sahra, Çıkmaz'dan uzaklaşmaya karar verir. Boynundaki ayçöreği kolyesi, tarçın tadı ve çantasındaki gizemli mektuplar ona geçmişini hatırlatır. Mektupların sahibi “Mutlu Kelebek”, kimliği ve Sahra'nın hayatındaki yeri henüz açıklanmamış bir başka bağın izini taşır. Bu üç ayrıntı, ayrıldığı yerde bırakamadığı duyguların somut işaretleri gibi ona eşlik eder. Kaçış, genç kızın duygularını geride bırakmasına yetmez.
Katıldığı okul partisinde “Romeo” diye anılan şımarık bir gencin trajik biçimde hayatına girmesi dengeleri değiştirir. Sahra, Ahmet'e duyduğu karşılıksız sevgi ile yeni karşılaşmanın açtığı ihtimaller arasında kalır. Romeo'nun gelişi, gizemli mektupların ve ayçöreği simgesinin anlamını da yeni sorulara açar. Hikâye, yaralanmaktan korkan birinin sevgiye yaklaşmasını; dostluk, mektuplar, saklanan duygular ve beklenmedik karşılaşmalar üzerinden izler.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

İnsan kendi değerini fark etmediğinde hatalar yapar.
“yarayla alay eder, yaralanmamış olan 🪽”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş