
ismi yuzunden satin alirken bile utanc duydugum o kitabi okuyorum…

Jenna Evans Welch’in Aşk ve Dondurma romanı, annesini kaybeden Lina’nın onun son isteğini yerine getirmek için Toskana’ya gitmesiyle başlar. Lina, yıllardır hayatında olmayan babasıyla tanışma fikrine mesafeli olsa da annesinin İtalya yıllarından kalan günlüğü eline geçtiğinde yolculuğun anlamı değişir. Günlükteki izler onu gizli aşklara, aile sırlarına ve Floransa çevresinde saklı kalmış bir geçmişe götürür; Ren’in eşlik ettiği araştırma, Lina’nın annesi ve kendisi hakkında bildiklerini yeniden kurmasını sağlar. Günlüğün parçalı anlatımı, annesinin gençliğini bugünkü keşiflerle yan yana getirerek merakı yalnız romantik bir sırrın ötesine taşır.
Roman, gençlik aşkını tek başına bir hedef gibi sunmak yerine yas, aile ve kimlik arayışıyla iç içe geçirir. İtalya’nın sanatı, mimarisi ve mutfağı olay örgüsüne renk katarken günlük bölümleri geçmiş ile bugünün birbirini nasıl aydınlattığını gösterir. Lina’nın duygusal hareketi, kaybı geride bırakmaktan çok annesinin seçimlerini daha karmaşık bir bütün içinde anlamaya yönelir. Yeni bir ülkeye uyum sağlama çabası da ev, aidiyet ve aile kavramlarının kan bağıyla sınırlı olmadığını düşündürür. Bu nedenle kitabın sıcak tonu, sırların açığa çıkardığı kırılganlığı hafifletmeden umutlu bir dönüşüm duygusu yaratır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

ismi yuzunden satin alirken bile utanc duydugum o kitabi okuyorum…

“Demek herkesin bahsettiği İtalya buydu. İnsanların neden burası için çılgına döndüklerini şimdi anlamıştım.” - via monte napoleone’de yürürken aynı cümleyi kurdum 💫
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş