
Bağımlılık her türlü sahibine türlü maskaralıklar ettirir. Özellikle aşk ve sevda, insana hepsinden fazla maskara eder.

Bihruz Bey, mirasını gösterişli arabalarına, şık kıyafetlere ve bildiğini sandığı Fransızcaya harcayan genç bir mirasyedidir. Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası romanında onun Batılı görünme arzusu, düşünce ve davranışlarının önüne geçer. Çamlıca gezintilerinde gördüğü Periveş'e duyduğu ilgi de gerçek bir tanışıklıktan çok hayal ettiği zarif dünyanın parçası olarak büyür. Bihruz, çevresindekilerin sözlerini ve kendi yanlış anlamalarını sorgulamak yerine bunlardan romantik bir hikâye kurar; Keşfi Bey'in oyunları ise yanılgısını derinleştirir.
Roman, Bihruz'un aşk serüvenini yüzeysel Batılılaşma, tüketim ve sınıf gösterisi üzerine keskin bir hicve dönüştürür. Anlatıcı kahramanın yabancı kelimelerle süslediği konuşmaları, moda düşkünlüğünü ve hayatın maddi gerçeklerinden kopuşunu ironik bir mesafeyle izler. Arabası onun için ulaşım aracından çok toplumda nasıl görünmek istediğinin işaretidir. Periveş'i tanımadan ona yüklediği anlam da insanları kendi fantezisine göre biçimlendirme eğilimini ortaya koyar. Araba Sevdası, erken Türk romanının dikkat çekici örneklerinden biri olarak yanlış modernleşmeyi soyut bir fikir tartışmasıyla değil, komik ve giderek acılaşan bir karakter portresiyle inceler.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

Bağımlılık her türlü sahibine türlü maskaralıklar ettirir. Özellikle aşk ve sevda, insana hepsinden fazla maskara eder.

Mösyö, bu araba benim kalbim gibidir; sadece en asilleri taşır!

Bağımlılığın her türlüsü sahibine türlü rezaletlikler yaptırır. Özellikle aşk ve sevda, insanı hepsinden fazla maskara eder.

Aşk, bazen insanın kendini unuttuğu bir aynadır. Baktıkça kaybolur, kayboldukça bakmak ister.

bmw 320 sevdası olan platin sarı gerizekalı haff meşrep kız var mı

ilk yerli realist roman
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş