
Babasından kalan mirası düşünmeden harcayan genç bir adam, gösterişli arabasıyla eğlence yerlerinde dolaşmayı hayatının merkezi hâline getirir. Recâîzâde Mahmûd Ekrem'in Araba Sevdası romanı, kahramanın dış görünüşe ve taklit edilmiş zevklere dayanan dünyasını ince bir ironiyle kurar. Bir gezinti sırasında gördüğü sarışın kadına âşık olduğunu sanması, onun gerçeklikten uzak hayallerini daha da büyütür.
Genç adam, kadının lüks arabasını toplumsal konumunun kanıtı sayar ve onu zihninde Fransız romanlarından öğrendiği aşk kalıplarına yerleştirir. Karşısındaki kişiyi tanımak yerine kendi okuduklarından ve gösteriş arzusundan doğan bir imgeye bağlanır. Yeniden karşılaşacağı günü beklerken para, zaman ve sorumluluk duygusu üzerindeki denetimini kaybeder. Bu hayalî ilişki, onun hem kendisini hem de çevresindeki toplumu yanlış okumasına yol açar.
Araba Sevdası, aşırı Batılılaşmayı yabancı kültürle temasın kendisine değil, biçimlerin düşünmeden kopyalanmasına yönelttiği hicivle ele alır. Devlet, toplum ve birey arasındaki değişen ilişkiler; tüketim, sınıf gösterisi ve romantik yanılsama üzerinden görünür olur. Psikolojik çözümlemeleriyle Türk edebiyatının erken realist romanları arasında anılan eser, kahramanının komik durumlarının ardında kimlik ve modernleşme üzerine keskin bir eleştiri taşır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş