Will Storr, Hikâye Anlatıcılığının Bilimi kitabında insanların neden hikâyeler kurduğunu ve iyi bir anlatının zihinde nasıl çalıştığını araştırır. Başlangıç noktası, beynin dünyayı eksiksiz kaydetmediği; sınırlı verilerden sürekli bir benlik ve neden-sonuç modeli ürettiği düşüncesidir. Bu nedenle anlatı yalnız edebî bir süs değil, kişinin kendisini, başkalarını ve toplumsal düzeni anlamlandırma biçimidir. Storr psikoloji ve sinirbilim bulgularını roman, film, mit ve kutsal metin örnekleriyle yan yana getirir.
Kitap karakteri olay örgüsünün merkezine yerleştirir. İnançları ile dünya arasındaki uyumsuzluk, karakteri harekete geçiren değişim baskısını doğurur; merak da okurun bu değişimin sonucunu tahmin etme çabasından beslenir. Joseph Campbell'ın arketip yaklaşımından çağdaş çok satanların yapılarına uzanan örnekler, tek bir şablonu zorunlu kılmak için değil, farklı anlatıların dikkat ve beklentiyi nasıl yönettiğini göstermek için kullanılır. Kusurlu benlik modeli, statü arayışı ve ahlaki gerekçelendirme, karakterlerin neden kendi hikâyelerinin kahramanı gibi davrandığını açıklar.
Hikâye Anlatıcılığının Bilimi, yazara mekanik bir formül vermekten çok yaratıcı kararların insan algısındaki karşılığını gösteren disiplinlerarası bir rehberdir. Storr'un yaklaşımında güçlü hikâye, olayların çokluğuyla değil; değişime direnen bir zihnin dünyayla çatışmasını anlamlı ve şaşırtıcı bir düzene dönüştürmesiyle kurulur.