
Ülkü Tamer'in Alleben Öyküleri, Antep'in içinden geçen Alleben Deresi çevresinde çocukluk belleği ile kent kültürünü buluşturur. Kitap, kentin sokaklarını, insanlarını ve geçmişte gürül gürül akan derenin çevresinde oluşan yaşamı öykü formunda yeniden kurar. Yazarın Jorge Amado'dan aktardığı “İnsanın anayurdu çocukluğudur” düşüncesi, anlatıların neden sürekli ilk yıllara döndüğünü açıklar.
Tamer, Antep yolculuklarını nostaljik bir görüntü dizisine dönüştürmekle yetinmez. Belleğinde define gibi sakladığı ayrıntıları çıkarırken kaybolan mekânlarla bugün hâlâ süren kültürel izleri yan yana getirir. Çocukluğun neşesi, yetişkinliğin bilgisi ve kentin değişimi aynı akışta buluşur; sevgi kadar yüzleşme, hayat kadar ölüm de bu öykülerin alanına girer. Dere çevresindeki dönüşüm, geçmişin bütünüyle kaybolmadığını; kentin dilinde, alışkanlıklarında ve anlatılarında biçim değiştirerek sürdüğünü düşündürür. Anlatıların coğrafyası bu nedenle kişisel olduğu kadar ortak bir hafıza taşır. Şair kimliğinin sağladığı yoğun ve ritmik dil, hatırayı kısa anlatının hareketine taşır. Alleben bu akışta geçmişe açılan bir simgeyi aşar; yazarın kendisini ve ait olduğu kültürü yeniden keşfettiği canlı bir anlatı kaynağına dönüşür.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Sahi, kiminleydin dün gece?" "Ben banaydım.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş