Perihan Mağden'in Ali ile Ramazan adlı romanı, İstanbul'da bir yetiştirme yurdunda tanışan iki çocuğun birbirlerine tutunarak kurdukları bağı izler. Ali ile Ramazan farklı yaradılışlara sahip olsalar da yurdun şiddet, ihmal ve yalnızlıkla çevrili ortamında birbirleri için güvenli bir alan oluşturur. Bu yakınlık, kurumdan ayrıldıktan sonra kentin sert koşulları içinde ayakta kalma çabasına dönüşür.
Romanın hareket noktası bir üçüncü sayfa haberidir; ancak Mağden kişileri yalnızca haber dilinin kurbanlarına indirgemez. Yoksulluk, dışlanma, erkeklik baskısı ve cinsel kimliğe yönelik şiddet, iki gencin gündelik kararlarının içine yerleşir. Ramazan'ın dış dünyaya daha kolay uyum sağlayan görünümü ile Ali'nin ona duyduğu koşulsuz bağlılık, sevginin koruyucu olduğu kadar kırılgan yanını açığa çıkarır. Yetiştirme yurdunun kapalı düzeni sona erdiğinde özgürlük gelmez; barınma, çalışma ve güvenlik sorunları ilişkinin çevresindeki baskıyı daha da artırır.
Kısa anlatı, toplumsal çevreyi kişisel trajediden ayırmadan ilerler. Ali ile Ramazan, görünmez bırakılan hayatları merkeze taşıyarak aşkın, kurumların ve sokağın ürettiği şiddete karşı ne kadar direnebildiğini sorgular. Haberlerde birkaç satıra indirgenen iki yaşamı, arzuları ve çelişkileri olan kişiler olarak yeniden düşünmeye zorlar.