
“Okuyamazsam, öğrenemezsem ve düşünmeye değer şeyler bulamazsam yaşamaktansa kendimi yakarım daha iyi.”

Walter Tevis’in Alaycı Kuş romanı, okuma becerisini ve tarih bilincini yitirmiş bir gelecekte insanlığın yavaşça sönüşünü anlatır. İnsanlar uyuşturucular, ekranlar ve katı yalnızlık kurallarıyla düşünmekten uzak tutulurken nüfus azalır; gelişmiş android Spofforth ise ölmek istemesine rağmen kendi programının buyruğundan kurtulamaz. Eski filmleri çözerek okumayı yeniden öğrenen Paul Bentley ile toplumun kurallarına kuşkuyla yaklaşan Mary Lou, sözcüklerin bilginin yanında hafıza, yakınlık ve direnme imkânı taşıdığını keşfeder. Onların ilişkisi, Spofforth’un ölüm arzusu ile uygarlığın yeniden başlama ihtimalini karşı karşıya getirir.
Tevis distopyayı büyük bir felaketten çok, becerilerin gönüllü olarak devredildiği uzun bir uyuşma süreci üzerinden kurar. Okumak burada nostaljik bir kültür işaretinin ötesinde, insanın kendi deneyimini adlandırması ve başkasının zihnine ulaşmasıdır. Alaycı Kuş, makinelerin insanlığı zorla ele geçirdiği basit bir gelecek tasarlamaz; insanların zahmetsizlik uğruna özerklikten vazgeçmesini ve bu düzenin makinelere de acı vermesini gösterir. Umut, kaybolmuş geçmişin aynen geri dönmesinde değil, öğrenme ve bağ kurma yeteneğinin yeniden seçilebilmesinde belirir. Paul’ün sözcükleri yeniden kurması, Mary Lou’nun itaatsizliği ve Spofforth’un programına sıkışması aynı soruyu farklı yönlerden büyütür: düşünme yetisi devredildiğinde özgürlük de sürdürülebilir mi?
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

“Okuyamazsam, öğrenemezsem ve düşünmeye değer şeyler bulamazsam yaşamaktansa kendimi yakarım daha iyi.”

“Okumak çok mahremdir." dedi. "Seni başkalarının hislerine ve fikirlerine çok yaklaştırır. Rahatını kaçırıp kafanı karıştırır. "

“Fark edip düşünmek bazen yorucu ve kafa karıştırıcı oluyor. Acaba Tasarımcılar sıradan vatandaşların bir kaydediciyi kullanmalarını neredeyse imkânsız hale getirirlerken bunun bilincinde miydiler? Veya hepimize en erken öğrenilen o hikmeti öğretirlerken: "Şüpheye düştüğünde unut gitsin."

“Asla bir tarih bilinci geliştiremedik; bir şeyler öğretildiğinde bile tek bildiğimiz bizden önce başkalarının da yaşadığı ve bizim onlardan üstün olduğumuzdu. Fakat hiç kimse kendisi haricinde bir konuda düşünmeye teşvik edilmedi.”

“Kitapların zihnimde söyleyebildikleri şeyleri bulmak zevkliydi.”

“Zihnimin sessiz kalmasını veya kopuk bi zevkle aracı olmasını istemiyordum. Benim istediğim okumak, düşünmek ve konuşmaktı.”

“Kendimi özgür ve güçlü hissediyorum. Eğer bir kitap okuyucusu olmasaydım böyle hissedemezdim.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş