
Ah.. verebilseydim keşke Yüreği avcunda koşan herbir anneye Tepeden tırnağa oğula Ve kıza kesmiş Bir ülkeye armağan...

Ferda Özcanlı'nın Ahmet Kaya kitabı, sanatçının yaşamını yalnızca dışarıdan kurulmuş bir biyografiyle anlatmak yerine onun kendi sözlerine de başvuran belgesel bir portre sunar. Kitapta Kaya'nın kamuoyunda büyük yankı uyandıran ödül gecesi, mahkemeye sunduğu savunma ve farklı dönemlerde verdiği röportajlar bir araya gelir. Böylece medyada oluşan görüntü ile sanatçının kendisini anlatma biçimi yan yana okunabilir.
Eser, Ahmet Kaya'nın müzikal ve düşünsel dünyasını besleyen şairlere de yer verir. Bestelerinde şiirlerinden yararlandığı isimlerin hayatlarına açılan bu bölümler, onun sözle müzik arasında kurduğu bağın arka planını görünür kılar. Savunma metinleri ve söyleşiler ise sanatçının yaşadığı tartışmalara, üretimine ve kendisini konumlandırdığı kültürel alana doğrudan temas eder.
Ahmet Kaya, tek çizgili bir yaşam öyküsünden çok farklı belge ve tanıklıkları aynı çerçevede buluşturan bir çalışma olarak okunabilir. Özcanlı'nın seçkisi, sanatçının sesini, fikirlerini ve etkilendiği şiir geleneğini birlikte değerlendirmek isteyen okura temel bir başlangıç noktası sağlar. Belgesel yapı, kamuya yansıyan kırılma anlarını sanatçının kendi anlatısıyla karşılaştırma olanağı da yaratır.
Bookspace topluluğundan 15 gönderi

Ah.. verebilseydim keşke Yüreği avcunda koşan herbir anneye Tepeden tırnağa oğula Ve kıza kesmiş Bir ülkeye armağan...

Şimdi saat yokluğunun belası Sensiz gelen sabaha günaydın İşi gücü olanlar çoktan gitti Bir ben kaldım voltasında gecenin Hic uyumamış ben Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim Ki bu yaşlar utangaç boynun kolyesi olsun...

Pir sultan'ı düşün anne, şeyh bedretinn'i Börklüce'yi, torlak kemal'i Insanları düşün anne Düşün ki yüreğin sallansın Düşün ki o an güzel günlere inanan Mutlu bir yusufcuk havalansın...

Düşlerimle sınırsız Diretmişliğimle genç Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma Usulca acı verdi yanağımda tomurcuk

Kaç zamandır yüzüm traşlı Gözlerim şafak bekledim Uzarken ellerim kulağım kirişte Ölümü özledim anne Yaşamak isterseken delice...

Yanyana geçen geceler unutulup gider mi ? Acılar birden biter mi ? Bir bebek özleminde seni aramak varya Bu hep böyle böyle gidermi ? Ahmet Kaya

Artık seninle duramam Bu akşam çıkar giderim Hesabım kalsın mahşere Elimi yıkar giderim...

Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni Beyninin icindekileri anlıyabilmek ve Yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü Bütün saatleri öylece dondurabilmek için Çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun ...

Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni Beyninin icindekileri anlıyabilmek ve Yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü Bütün saatleri öylece dondurabilmek için Çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun Artık sigarayı üç pakete çıkarttım günde Olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun....

Yani benim güzel annem Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken. Oturup yıldızlar icinde kendi buruk kanımı içtim Ne garip duygu şu ölmek Öptüğüm kızlar geliyor aklıma Bir açıklaması vardır elbet giderken dar ağacına...

Ah.. verebilseydim keşke Yüreği avcunda koşan herbir anneye Tepeden tırnağa oğula ve kıza kesmiş Bir ülkeye armağan...

Ah.. verebilseydim keşke Yüreği avcunda koşan herbir anneye Tepeden tırnağa, oğula Ve kıza kesmiş Bir ülkeye armağan...

Yeryüzündeki acıların Hepsini, hepsini tattım Heder oldum, ekmeğime tütün kattım Beni milyon kere yaktılar üst üste Bir Anka kuşu gibi anne Kendimi külümden yarattım...

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni Ekmek çalmadan doyurabilmek Ve haksızlık etmeden doğan güneşe Bütün aydınlıkları içine sezebilmek gibi Mülteci isteklerim oldu arasıra biliyorsun Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asiyorum Bu son olsun, son olsun.

Sen zahmet etme yerinden Gürültü yapmam derinden Parmakların üzerinden Su gibi akar giderim...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş