Ahlak Felsefesi

Ahlak Felsefesi

Kadir Canatan

Yayıncı
Beyan Yayinlari
Sayfa
112
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2019

Özet

Kadir Canatan'ın Ahlak Felsefesi kitabı, iyi ile kötüyü ayırma çabasını tek bir öğretiye indirgemeden temel sorular etrafında düzenler. Ahlakın ne olduğu, nihai amacının nasıl belirlendiği ve kuralların hangi kaynaklardan beslendiği ilk duraklardır. Canatan, bireysel davranış ile toplumsal kurumlar arasındaki ilişkiyi de incelemeye katarak ahlakı yalnız kişisel vicdanın değil, ortak hayatın kuruluşuyla bağlantılı bir mesele olarak ele alır.

Metin, yerel değerlerle evrensellik iddiaları arasındaki gerilimi; ahlaki yargıların nasıl temellendirilebileceği sorusuyla birlikte düşünür. Din ile ahlakın ilişkisi ve dinden bağımsız bir ahlakın mümkün olup olmadığı, farklı ahlak türleri ve sistemlerini değerlendirecek ölçütler, özgür irade ve sorumluluk tartışmasının çevresinde birleşir. Böylece kitap, kavramları yalnız tanımlamak yerine okurun bir ahlak görüşünün dayanaklarını ve sonuçlarını sorgulayabileceği bir çerçeve kurar.

Ahlak Felsefesi, çağdaş dünyada sıkça dile getirilen “ahlak krizi”ni de tarihsel soruların devamı olarak konumlandırır. Kısa hacmine rağmen kapsamlı soru dizisi, kesin hükümler ezberletmekten çok felsefi problem kurma becerisini öne çıkarır. Canatan'ın yaklaşımında ahlaki düşünce, gündelik kanaatleri gerekçelendirme ve farklı değer sistemlerini tutarlı ölçülerle karşılaştırma çabasıdır.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 1 gönderi

fırat@platon· 9ay🇹🇷

İnsanın zalimleşmesi, ontolojik bir boşluğun yansımasıdır varlığın anlamını yitirmesi, başkasının varlığını da görünmez kılar. Ahlak artık bir içsel zorunluluk değil, tarihsel ve toplumsal bir göstergeye indirgenmiştir. İnsan, kendi varoluşunun anlamını unuttuğunda, etik deneyimden kopar ve başkasıyla ilişkisi, bir güç ve çıkar ilişkisine dönüşür. Ahlaki çöküş epistemik bir kırılmanın sonucudur İnsan artık doğruyu sezmekten çok, normatif uygunluğu takip eder. Vicdan, bir içsel pusula olmaktan çıkar ,toplumsal onay mekanizmasının bir parçası haline gelir. Birey kendi özgürlüğünü düşünsel olarak deneyimlemek yerine, çoğunluğun kabulünü güvence sayar. Zalimliğin yükselişi, metafizik bir yoksunluktur İnsan, başkasının acısını duyumsamaz çünkü kendisinin varlığıyla teması zedelenmiştir. İyilik, artık bir eylem değil, hatırlanmayan bir düşünceye dönüşür; kötülük ise sadece görünmez bir normun içinde sessizce kendini dayatır.

8

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir