
Olma kula kul, öpme el ayak, kirlenmesin ağzın. Ya ver canını insan için ya da etme kalabalık dünyamıza.

Acıyı ortak bir direniş diline dönüştüren Hasan Hüseyin Korkmazgil'in Acıyı Bal Eyledik kitabı, yoksulluk, baskı, emek ve dayanışma deneyimlerini toplumcu bir şiir çizgisinde bir araya getirir. Şair, siyasal şiddeti ve adaletsizliği soyut kavramlarla uzaktan anlatmak yerine gündelik hayatın bedensel ve maddi ayrıntıları içinde görünür kılar. Çocuklar, işçiler, sokaklar ve meydanlar şiirin tanıklık alanını oluştururken ses çoğu zaman bireysel bir yakınmadan ortak bir “biz” duygusuna doğru genişler. Acının bal edilmesi, çekilenlerin güzelleştirilmesi değil, kaybın içinden dayanışma ve mücadele gücü çıkarma iradesidir.
Korkmazgil'in söyleyişi türkü, slogan ve konuşma ritminden yararlanır; tekrarlar ve doğrudan seslenişler şiirin kamusal dolaşımını güçlendirir. Öfke ile umut birbirini dışlamaz: devlet ve otorite karşısındaki eleştiri, insanların birlikte durabilme ihtimaliyle yan yana gelir. Kitaba adını veren şiirin farklı kuşaklar ve müzisyenlerce yeniden yorumlanması da bu kolektif sesin edebiyat dışındaki yaşamını gösterir. Eserin kalıcı etkisi, tarihsel bir dönemin çatışmalarını kayda geçirirken haksızlık karşısında görmeyi, söz almayı ve korkuya rağmen dayanışmayı ortak bir etik tutuma dönüştürmesinde belirginleşir.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Olma kula kul, öpme el ayak, kirlenmesin ağzın. Ya ver canını insan için ya da etme kalabalık dünyamıza.

(..) bu acılar bu ağrılar bu yürek neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar bu ağaçlar niçin böyle yapraksız bu geceler niçin böyle insansız bu insanlar niçin böyle yarınsız bu niçinler niçin böyle yanıtsız? kim bu korku kim bu umut ne adına kim için? (..)

şu sarının bir başka sarıyla hiçbir yakınlığı yok kırmızı benzemiyor sabahki gözlerime şu mavi belki biraz yalnızlığımı ama neden bunalmamış bu yeşil ..
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş