
Gılgameş sen sevgiden ne anlarsın ki? Sen ki onun ne olduğunu çok iyi biliyormuş gibi konuşuyorsun, fakat sanırım bu duyguyu daha önce hiç tatmadan bile yanılıyorsun dedi, Enkidu.

by Harald Braem
Uruk'tan kuzeye dogru yayan uc saatlik mesafede soluk soluga durdu. Henuz ogleden once olmasina ragmen, gunes yakiciligini hissettiriyordu. Alninda olusan ter damlalari, ince cizgiler halinde saclarinin arasindan asagi akiyordu; bunlari kurutacak en kucuk bir esinti bile yoktu. Sanki bir yarismayi kazanmak ister gibi butun yol boyunca durmaksizin kosmustu. Belki de bir yaristi bu, son derece yalniz bir yaris: Gilgames tum dunyaya karsi.Gunler ve geceler birbirlerini takip ederek akip gitti. Geceleri dogan ay gunesin yerini aliyordu, ta ki gunes yeniden yukselene kadar. Yoksa ayni anda mi bulunuyorlardi gokyuzunde? Yildizlar goruyordu gokyuzunde Gilgames, gece ve gunduz yildizlar. Yoksa zamanlarin akisi arasinda bir fark kalmamis miydi? Onceden aclik ve susuzluk cekiyordu, ama sonra bunlari hissetmez oldu. Dudaklari catlamis, agzi sismisti. Derisini bir tuz tabakasi kaplamisti, yari yariya bir balik olmustu artik. Bazen hayret edilecek bir sekilde karariyordu cevresi, o zaman bilincini yitiriyor ve cok sonra uyanabiliyordu ancak... Yoksa her sey ayni anda mi oluyordu“Ben Gilgames'im, Uruk krali!” diye sesleniyordu baliklara ve onlara yorgun bir hareketle el salliyordu.
2 posts from the Bookspace community

Gılgameş sen sevgiden ne anlarsın ki? Sen ki onun ne olduğunu çok iyi biliyormuş gibi konuşuyorsun, fakat sanırım bu duyguyu daha önce hiç tatmadan bile yanılıyorsun dedi, Enkidu.

basit bir haftasonunda bile ne yapacağını bilemeyen insanoğlu bir zamanlar ölümsüzlüğün peşinde..