
Galeano, kıtanın zengin doğal kaynaklarının önce sömürgeci imparatorluklar, ardından modern kapitalist güçler tarafından nasıl sistemli biçimde talan edildiğini, bu vahşi süreci, bir şair tutkusu ve bir tarihçi titizliğiyle ele alır. Böylece Latin Amerika'nın "geri kalmışlığı"nın ya da diğerlerinin "gelişmişliğinin" doğal değil, bilinçli olarak üretilmiş bir sonuç olduğunu sarsıcı bir biçimde gösterir. Bu elbette yalnızca Latin Amerika'ya özgü bir sömürü mekanizması değildir; bu nedenle satırlara dökülenler uzak bir coğrafyadan seslenmez bize, her gün karşımıza dikilen onlarca soru ve sorunun cevabını acı bir aydınlanmayla buluruz.







