
“Özgür insan, anlık itkileri tutkularının peşinden gidebilen, yüreğinin sesini dinleyen, kalabalığın yargısından, toplumun görüşlerinden ya da neyin "in" neyin "out" olduğuna karar veren modadan etkilenmeyen insan demektir. Bu anlamda bela okunan bir başka alan da teatral dünyadır, "bütün adamların ve kadınların yalnızca oyuncu oldukları" teatrum mundi'dir. Dünya sahnesindeki "oyuncuların" tutkuları (genellikle ün, para ve politik güç sahibi olmak için duyulan derin tutkular) sosyal içeriklidir, bu yüzden de aldatıcıdır.Güzel sözler söyleyen bir aktör, aslında sahne dışındaki bir insanın ürettiği duyguları taklit etmekten başka bir şey yapmamaktadır: Alice'in bir restoranda oturup som balıklı carpaccio'yu göklere çıkarması da aslında bir başkasının damak zevkinin ve kaleminin ürünüdür.”






