Bin yillardir cehalet taraftarligiyla dokunan agin altinda gizli kalan gercekler vardir. Devrimin ilk yillarinda, Fidel Castro bunu soyle belirtmisti: "Bizi yalanla evlendirip onunla yasamaya mecbur kildilar. O yuzden gercekleri duydugumuzda dunya basimiza yikiliyor saniyoruz." Hiristiyanlar ile Komunistler arasinda siki politik baglar kurma olasiliginin uzerine ortulen kalin pece, Fidel'in Brezilyali Rahip Frei Betto'ya verdigi bu roportajda kalkiyor. Okurun burada uzerine dusunebilecegi sey hic gorulmedik, duyulmadik bir olay. Sozcugun sozluk tanimina bagli kalarak adli adinca soylersek, bu roportaji okuyacak kisi "insanlari hayran birakan, dogaustu sayilan olay"la, yani bir mucizeyle karsilasacaktir. Komunistlerin inancli insanlarla anlasmasinin mumkun olmayacagi dogmasi, zenginlik-yoksulluk veya zulum-adalet terazisinde yerle bir oluyor. Fidel "somut durumun somut tahlili" ilkesini hassas bir konuda ele alarak, hayata ve teoriye dair ustaligini gozler onune seriyor. Sosyalistlerin din meselesine bakisi bu kitapta yeni ve sasirtici yollar buluyor. Insanligin kaderi icin ictenlikle kaygilanan herkesin uzerine derin derin dusunmek isteyecegi bir mesele bu. (Tanitim Bulteninden)