
Kalabalıklar içinde yalnızlaşıyoruz. İletişim çağında suskunluğumuz katlanıyor. Bağlanma korkumuz, bizi her şeye bağlanmaya zorluyor.

Cehenneme övgü, Gündüz Vassaf imzalı, Bookspace okurlarının en çok konuştuğu kitaplardan biri. Bu baskı: İletişim Yayınları, 2001, 277 sayfa. Rafına ekle, favori alıntılarını kaydet ve binlerce okurla sohbete katıl.
12 posts from the Bookspace community

Kalabalıklar içinde yalnızlaşıyoruz. İletişim çağında suskunluğumuz katlanıyor. Bağlanma korkumuz, bizi her şeye bağlanmaya zorluyor.

Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz.

“birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz.”

Bir sonraki 'an'ı beklemeyin. Bir sonraki 'an' diye bir şey yok. Sonra diye bir şey yok. Akış sürer gider. Her bir 'an'la birlikte olun. Her 'an'la birlikte yaşayın.

“Gün boyunca hayatta kalmaya, geceleri ise yaşamaya çalışırız.”

Daha 'merhaba' dediğimiz anda, ''Bu ilişkiden ne gibi bir fayda sağlayabilirim acaba?'' düşüncesi geçer aklımızdan. İlişkiler,insanın evrensel ''birlikteliği'' üzerine kurulmaktan çok, kesin amaçlar üzerine inşa edilir.

Kapitalizmin Özeti! -Anne üşüyorum. Sobayı yakamaz mısın? -Kömürümüz yok.

What has to be explained is not the fact that the man who is hungry steals or the fact that the man who is exploited strikes, but why the majority of those who are hungry don't steal and why the majority of those who are exploited don't strike...

Daha 'merhaba' dediğimiz anda, ''Bu ilişkiden ne gibi bir fayda sağlayabilirim acaba?'' düşüncesi geçer aklımızdan. İlişkiler,insanın evrensel ''birlikteliği'' üzerine kurulmaktan çok, kesin amaçlar üzerine inşa edilir.

gün boyunca hayatta kalmaya, geceleriyse yaşamaya çalışırız. yaşam, gecenin konusudur

Hasta olduğun için değil, hayatta olduğun için öleceksin.

Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz.