
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.

Bir "ilk kitap", Turkce edebiyatta yeni ve piriltili bir yazar... "Yeniceriler kapiyi zorlarken" dusler ustune dusuncelere dalan Uzun Ihsan Efendi, kapi kirildiginda klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulasmak uzeredir: "Dunya bir dustur. Evet, dunya... Ah! Evet, dunya bir masaldir." Gecmis uzerine, dunya hali uzerine, dusler ve "puslu kitalar" uzerine bir roman. Hulki Aktunc'un onsozuyle...Sayfa Sayisi: 238Baski Yili: 2012Dili: TurkceYayinevi: Iletisim Yayincilik
35 posts from the Bookspace community

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.

“Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?”

“İşte bu yüzden, hata yaptığı anda servetini, hatta canını kaybedebilecek olmayan insanların fikrine güvenilmez. Çünkü malı, canı, sevdikleri tehlikede olmayan biri doğru düşünemez. Bilgi tehlike ile ölçülür.”

“hazine odasındaki paraları yağma eden şu zavallılara bak. eğer kitaplıklardaki ciltler dolusu bilgiyi kullanabilecek durumda olsalar, talan ettikleri paranın on katını, belki de yüz katını elde edebileceklerini bilmiyorlar."

Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.

Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun bin bir halinden korkma".

Dünyadaki en büyük mutluluk,bu Dünya'nın şahidi olmaktı.

Birdenbire kendini o kadar çaresiz hissetti ki, oradan uzaklaşıp bir sütunun dibine çökerek ağlamaya başladı. Gelgelelim onu teselli edecek hiç kimse yoktu.

“Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.”

Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göreme-sen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamazsan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl, böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret.Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy.Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya 'nın kendisini hiç görebilir mi?

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti...

Adına dünya dediğimiz kitabı oku.

"Ey parlak yıldız, seherin oğlu, göklerden nasıl düştün! Sen ki, milletleri devirdin, nasıl yere yıkıldın! Ve kendi yüreğinde derdin: Göklere çıkacağım, tahtımı Allah'ın yıldızları üzerinde yükselteceğim ve ta kuzeyde cemaat dağında oturacağım: Bulutların yüksek yerleri üzerine çıkacağım, kendimi Yüce Allah gibi edeceğim."

Çok güzel yorumlar alarak bugün başladığım kitap.Okuyanların düşüncelerini merak ettim 🤔

Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.

“Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, İsa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostatiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”

Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?

“Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, İsa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostatiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”

Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?

düşünüyorum öyleyse varım. oldukça makul. fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: düşünen bir adamı düşünüyorum. düşündüğümü bildiğim için, ben varım. düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. böylece o da benim kadar gerçek oluyor. bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. o gerçek ben ise bir düş oluyorum

“Düşündüğüm için ben var değilim,sizler varsınız.Sizler benim zihnimdeki düşüncelerden ibaretsiniz.”

#puslukıtalaratlası #kitapgirişcümlesi “Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl, İsa Mesih’ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”

“Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah, evet! Dünya bir masaldır. İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası

birdenbire kendini o kadar çaresiz hissetti ki, oradan uzaklaşıp bir sütunun dibine çökerek ağlamaya başladı. gelgelelim onu teselli edecek hiç kimse yoktu.