
“İnsanlar, ancak emelleri, fikirleri somut hâle getirildiğinde sevk ve idare edilebilirler. Musa, Mısırlıların kamçıları altında inleyen Yahudilerin, gördükleri bu baskıdan, esaretten kurtulmalarından ibaret arzularının görüntüsü oldu. İsa, zamanındaki sonsuz felaketleri anlayıp topyekûn ıstırap döneminde alemde oluşmaya başlayan merhamet ihtiyacını din olarak ortaya koyup anlatma yolunu bildi. Napolyon, Avrupa’da dolaştırdığı milletinin hususiyetlerinden askerî şan idealini somut bir hâle koydu. Toparlarsak insanları istediği şekilde kullanan güç, fikir ve bu fikirleri somutlaştırarak yaygınlaştıranlardır.”






