
"İki yolu birden izliyormuşum gibi geliyor bana... Bazen her şeyi anlıyorum sanıyorum, bazen de kendimi sisler içinde kaybolmuş buluyorum." Günaydın ve mutlu pazarlar. 🌼

by Maksim Gorky
Ana is one of the most beloved books in the Bookspace community. Add it to your shelf, save your favorite quotes, and join the conversation with thousands of fellow readers.
48 posts from the Bookspace community

"İki yolu birden izliyormuşum gibi geliyor bana... Bazen her şeyi anlıyorum sanıyorum, bazen de kendimi sisler içinde kaybolmuş buluyorum." Günaydın ve mutlu pazarlar. 🌼

"Eskiden insanlar yüreklerinin içindekini dökmeden önce uzun zaman birbirlerini sınarlardı; şimdilerde bir şeye aldırdıkları yok..."

"İnsanların neden bu kadar kötü koşullar içinde yaşadığını anlamak için yaşama nasıl başladıklarına bakmak gerek." Alıntılarını en sevdiğim kitaplardan biri; müthiş bir şekilde gerçeklerle dolu bir kitaptı. Tnx Gorky

Zorbalık hiçbir zaman, hiç kimseye bir şey kazandırmaz.

Bir anne düşünün; oğlunu sadece sevmekle kalmıyor, onun sevdiklerini de kendi kalbinde anlamlandırıyor, bu sevdayı kabullenmekle yetinmeyip kendi içinde büyütüyor. Oğlunun davasını sahiplendikçe, kendi anneliğinin sınırlarını da aşmaya başlıyor. Bu hikâyede ‘Ana’, yalnızca bir çocuğu doğuran değil, aynı zamanda bir devrimin kenarında kalmış dağınıklığı toplayan, kopuk parçaları bir araya getiren bir figürdür. Artık o, bireysel sevgisini toplumsal bir sevgiye dönüştürmüş; yalnız Pavel’in değil, bütün işçilerin anası olmuştur. Onun kucağı artık tek bir evlat için değil, bütün ezilenler için açılmıştır. Kısacası muazzam bir kitap.

Elbet, göbek büyüdükçe vicdan ve yürek küçülür...

Benim kimseye tatlı dil dökecek zamanım yok. Hayat zor. Her şey yerine göre farklı olur...

"Duygularımızı dışavurmakta biraz cimriyiz belki, daha çok düşüncelerimizle yaşıyoruz ve bu bir ölçüde bozuyor bizi, değerlendiriyoruz, ama hissetmiyoruz." #MaksimGorki #Ana

Gece karanlığında mum neyse kitap da odur.

İnsan bazı şeyleri anlamaya başladığında, öyle bir özleyiş oluyor ki içinde!

"Yaşam buydu. Çirkef bir dere gibi, kim bilir nereye doğru akıyordu."

Yürekteki ışık puslu yanınca çok is tutar.

Kendi sopası insana daha hafif vurur...

Çok budalaca sözler ediyorum belki. Ama ben, dostluğun, iyiliğin ve doğruluğun ölümsüzlüğüne inanıyorum. Bana yaşama zevkini veren, ben yaşamın tüm güzelliklerini tadarak yaşarken, iyiliğin ölümüne inanmıyorum.

Varlıklı olanlara cennet bile az gelirmiş...

Kişi salt kendi kıskançlıkları ve istekleri için yaşıyor çağımızda. Her biri büyük bir zevk alıyor kötülük yapmaktan.

Her insan komşusunun bir gün kendisine saldıracağını hissederek yaşar. Bu nedenle komşusuna ilk saldıran da kendisi olur. Bu yaşamın değişmeyen kurallarından biridir.

İnsanın başı dara düşünce, sıçanları bile kendisi avlar.

Yalnızca bir şey isteyeceğim senden, insanlarla konuşurken dikkatli ol. Korkmak gerekir insanlardan, birbirlerinden nefret eder insanlar. Hasistirler, kıskançtırlar, hepsi öyledir. Onları suçlamaya, eleştirmeye başladığında nefret ederler senden, yok ederler seni.

“ve suçsuz yere öldürülenleri, diriltecektir bir gün gerçeğin gücü…”

Sabrı tükeniyor artık insanların. Herkes öfke içinde. Fiyatlar aldı başını gidiyor. Fiyatlar yükseldikçe insanlar alçalıyor! Kimse bu durumu düzeltmek için bir çaba göstermiyor.

İnsanların isteği sonsuz ve sınırsızdır. Bitmek tükenmek bilmez eğer güçlüyse. Oysa dünya duygu yönünden gittikçe yoksullaşmalta, herkes bilgi edineceği yerde paçasını kurtarmak için para toplama yoluna sapmış.

Her insanın göğsünde iki yürek çarpar, Biri "herkesi sev" derken, öteki "dur, acele etme, bekle biraz" der.

Üzüntüm yalnızca beni ilgilendirir. Mutluluğumu ise izleyebilirsin. Yani üzüntü benim, mutluluk tümümüzün.