
Sen unuttun fakat unutulmadın.Bense unutulduğumu biliyor,fakat unutamıyorum.İnan,unutabildiğim gün seni yeniden ve daha çok sevmeye başlayacağım..;)

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 277 p. Gelme diyecektim, geldim. Iyi ettim geldigine. Nerdeyiz? Bir sehir yaniyor, dikkat et. Tutusabiliriz, iste ilk ates gözlerine düstü, sonra dudaklarina, saçlarinin arasina kivilcimlar doldu isil isil. Yaniyorsun, yaniyorum, yaniyoruz. Aramakla yetinsek bunlar gelmeyecekti basimiza. Yine de memnunum. Iyi ettin geldigine. Tas olup kalmaktansa, agaç olup yanmak iyi. Ellerini ver, ellerini. Öpüsmeye susadim. Tirnak uçlarindan öpmeye baslayacagim seni. Titreme, yaniyorsun. Ümit Yasar Oguzcan
27 posts from the Bookspace community

Sen unuttun fakat unutulmadın.Bense unutulduğumu biliyor,fakat unutamıyorum.İnan,unutabildiğim gün seni yeniden ve daha çok sevmeye başlayacağım..;)

Özlemin buruk bir tadı var,hele senin özlemenin. Bir kokusu var,bütün çiçeklere değişmem.Bir ışığı var,bir rengi var, seni özlemenin anlatılmaz. Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam,seni özlediğim içindir.Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;seni özlediğim içindir. Yaşıyorsam; içimde umut varsa ,yine seni özlediğim içindir. Seni bunca özlemesem;bunca sevemezdim ki!

Sevmek unuttuğumuz bir şarkıdır şimdi ve inanmak bir uzak hatıra oldu. Hepimiz asılmış birer insanız boşlukta.

Aldanmak... En büyük yıkıntısı iç dünyamızın.

“Tuttum resmini indirdim duvardan. Duvar ağlamaya başladı.”

Ne seni unutabiliyorum,ne senden kalanları.Başımın içinde bir kanser tümörü gibi büyüyor büyüyorsun . Seni unutamamanın verdiği acılara dayanamıyorum artık.Unutamamanın bu kadar kahredici,çıldırtıcı olduğunu bilmezdim.Her yerde her zaman benimle birliktesin,işin kötüsü her şey seni hatırlatıyor.Kalabalıkta gelişigüzel söylenmiş bir söz bile yetiyor seni düşünmeme. Yalnızlığımda ise sesin kulaklarımda çınlıyor,avuçlarının serinliğini hissediyorum alnımda.Yaşanmış zamanlar bir film şeridi gibi geçiyor hafızamdan.Anılarımızı en küçük noktasına kadar birer birer hatırlıyorum. İşte o zaman; bu seni unutamayan başı duvarlara vura vura parçalamak geliyor içimden…

Şimdi bir kutup var sana çeken beni Bir kutup var senden öteye Ben onun için böyle ortalıkta kaldım Dağ yollarında caddelerde sokaklarda Onun için bulup bulup yitirdim seni Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana Hangi gözümü yumduysam seni gördüm Zamandın zamandan öte bir şeydin Yıllarca bir meşale gibi yandın UZAKLARDA

Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar... Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, isteğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum.

Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.

Sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim. Karşılık vermediğin anda değil.

SANA BİR TANRI GETİRDİM Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi Hani sen iyiydin Halden anlardın Hani sen git demeyecektin bana Ve ben her şeye rağmen gelecektim Içimde bir umut Ellerimde olgun meyvalar Dünya nimetleri Gözlerimde yanıp yanıp sönen bir pırıltı Ama ne sen gel dedin Ne de ben gelebildim her şeye rağmen Aşkımız ayrılıklarla başladı…

7. mektup Burası nüyükşehir, günahkar şehir o vurdumduymaz o deli dolu şehir. Ben bu şehirde sensiz yaşayamam. Bir gün kanıma girer şu kalabalık, şu caddeler, şu tıklım tıklım gazinolar. Burası şarkılar şehri, resim gibi kadınlar, kadın gibi erkekler şehri. Ben bu şehirde sensiz yaşayamam…

Gitgide alışıyorum sana. Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz. Ellerin ellerimden uzaksa, nasıl güçsüzüm, bilemezsin. Yanımda olduğun zamanlar, sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun. Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan. Alışkanlıklar daima korkutur beni, düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim.

Sensiz kahrolmak vardı. Seninle yaşamak vardı dolu dizgin. Seninle her gece birbirimizi yenilemek vardı odalarda. Odalara sığmamak vardı. Bir sel gibi taşmak vardı gecelerden.

7. mektup Bir gününde dört mevsim var bu şehrin. Her sokağında bir dünya var. Bütün sefaletiyle, bütün çirkinliğiyle, bütün orospuluklarıyla bu şehir baştan başa sevgi. Bu şehirde sevmeyen, ya da seni tanımayan yaşadım demesin. Ölüler susmasını bilmeli

Gelme diyorsun, Bu gel demektir.

... Şimdi bütün gün üstüme yağmur yağıyor Bütün gece kar Yalnızlığın tam ortasındayım artık Yalnızlık kadar...

Yorgundum Kuşkuluydum İliklerime kadar bendim Bir yeşildim Bir beyazdım Karanlıktım İnsan eti yiyenler anladı beni

Adım adınla anılacak, adın adımla...

Hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır….

Milyonlarca kalbin çarptığı bir şehirde yapayalnızdım.

Baktığım zaman, bana onu göstermeyen bütün aynaları bir gün kırabilirim...

Pirinç tanelerine çizdiğimiz kral resimleri bizi kurtaramadı. Ne de Babil'deki asma bahçeleri. Hakkını veremedik alın terimizin suçluyuz. Har vurup harman savurduk ömrümüzü. Akıllı bir maymun olmaktan öteye gidemedik. Şimdi bu kör dövüşünde yenildikse suç bizim. Geç anladık zavallılığımızı. Herşeyi bu sağır göklerden bekledik yıllardır. Bizi kimseler inandıramadı ölüme. Bize kimseler öğretmedi insanlığımızı...

Zaman, yalnız ve yalnız seni aradığım için değerli bence...