
Tersine Dünya, kadınların erkeklerin, erkeklerin de kadınların zihniyle yer değiştirdiği bir kurgu sunuyor. İlk bakışta sadece bir rol değişimi gibi görünse de aslında mesele bundan çok daha derin: Topluma dayatılan yanlış algıların nasıl kalıplaşıp hayatlarımızı yönettiğini gözler önüne seriyor. Kitabı okudukça bu dünyaya adapte olmak gerçekten çok zordu. O hoyratlığın, kabalığın ve insana yabancı gelen yaşam biçiminin izlerini görmek mide bulandırıcıydı. Çünkü orada anlatılan şey özgürlük değil; özgürlük adı altında dayatılan kısıtlı, korkunç ve aşağılayıcı bir düzen. Özgürlük olması gereken yerde bir hapishane vardı. Bir kadın olarak okuduğumda, keyif almak yerine öfke ve tiksinti hissettim. Çünkü tasvir edilen yaşam bana hiçbir şekilde insanca gelmedi. Bu kitap “empati kurun” diye değil, yapılanların insanlığa sığmadığını, ahlakın nasıl yanlış anlaşılıp yozlaştırıldığını göstermek için yazılmış. Sonuçta ister kadınların ister erkeklerin dünyası olsun, olay her açıdan korkunçtu.







