
“…Sanki uzun zamandır tanıyormuşum gibi konuşuyorum seninle.” “Böyle olur, insanlar birbirlerini anladıklarında böyle olur.”

İspanya iç savaşının anlatıldığı roman, 1940'larda yazılmıştır. Böyle olmasına karşın, hala birçok ülkede çevirisi yayımlanmakta, hala en çok okunan kitaplar arasında yer almaktadır. Bu ilginin nedeni, bir serüven romanı oluşunda ya da Hemingway'in o kendine özgü anlatış biçiminde aranabilir. Ancak şöyle bir saptama da yapılabilir: Çanlar Kimin İçin Çalıyor'da Hemingway, ülkü birliği etmiş insanların inançlı kavgası yanında, romantizmi de etkileyici bir öğe olarak kullanmıştır. En güç koşullarda, ölümle yüz yüzeyken bile sevgi, umut, korku bütün canlılığıyla yaşanır romanda. Ortak amaç doğrultusunda, bir toplumsal kavga için, ayrı ulustan bilinçli insanların öyküsüdür Çanlar Kimin İçin Çalıyor.
11 posts from the Bookspace community

“…Sanki uzun zamandır tanıyormuşum gibi konuşuyorum seninle.” “Böyle olur, insanlar birbirlerini anladıklarında böyle olur.”

Hiçbir zaman bana istediğim verilmedi, vermek zorunda oldukları zaman bile.
Neşeli olmak çok daha iyiydi ve bir şeyin de işaretiydi. Daha yaşarken ölümsüzlüğe ulaşmak gibi bir şeydi.

"Korku hissetmek ayıp değildir; asıl ayıp, bu korkunun seni yönetmesine izin vermektir."

İnsan bir ada değildir, bütünün bir parçasıdır. Bir kişinin ölümü beni eksiltir, çünkü ben insanlığın bir parçasıyım. İşte bu yüzden sorma çanlar kimin için çalıyor diye; çanlar senin için çalıyor.

En iyilerin keyfi her zaman yerindedir. Neşeli olmak her zaman daha iyidir ve bu da bir işarettir. Hala hayattayken ölümsüzlük gibi bir şeydir bu.

Hisset şimdi. Benimkinden başka bir yüreğin yok.

Hiçbir insan bir ada değildir, bütünüyle kendinden ibaret; Her insan kıtanın bir parçasıdır, Her insanın ölümü beni eksiltir çünkü ben insanlığın parçasıyım. Bu nedenle asla sorma çanlar kimin için çalıyor diye; Çanlar senin için çalıyor.

Uğruna savaştığımız her şeyi nasıl seviyorsam, seni de öyle seviyorum. Seni, özgürlüğü, insan onurunu sevdiğim gibi seviyorum, tüm insanların çalışma hakkını, aç kalmama hakkını sevdiğim gibi seviyorum seni.

— «Özgürlüğü, insan onurunu sevdiğim gibi seviyorum seni, tüm insanların çalışma hakkını, aç kalmama hakkını sevdiğim gibi seviyorum seni.»

İnsan ada değildir, bütünde değildir tek başına, ana karanın bir parçası, okyanusun bir damlasıdır. Bir kum tanesini bile alıp götürse deniz, küçülür Avrupa. Sanki kaybolan bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurdunmuş gibi. Bir insanın ölümüyle eksilirim ben, çünkü bir parçasıyım insanlığın. İşte bu yüzden sorma çanlar kimin için çalıyor diye, çanlar senin için çalıyor.”