
''beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne''

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli'nin Ortadoğu'nun acıları, göç, aşk ve vicdan temalarını çağdaş bir anlatı içinde birleştirdiği romanıdır. İstanbul'da başlayan hikaye, gazeteci İbrahim'in çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölümünün izini sürmesiyle Mardin'e ve Ezidi halkının yaşadığı büyük travmaya açılır.
Livaneli, Huzursuzluk'ta bireysel merakı toplumsal hafızayla yan yana getirir. Meleknaz'ın hikayesi, savaşın ve fanatizmin sıradan insanların hayatında bıraktığı derin yarayı görünür kılar. Roman, kısa ve akıcı yapısına rağmen aşk, utanç, merhamet ve insanlık sorumluluğu üzerine yoğun bir etki bırakır. Zülfü Livaneli okurları için güçlü bir vicdan metnidir.
31 posts from the Bookspace community

''beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne''

Kendimizi hayvanlardan ve bitkilerden üstün görmemiz büyük bir aldatmaca, insanlık diye yücelttiğimiz şey aslında ne aşağılayıcı bir kavram.

İyi insan olmak yetmiyor bazen. Doğru yerde, doğru insanlara iyi olmak gerekiyor.”

SON Kutsal kitapta geçen Tanrı Kitapta yazdığı gibi Dünya’yı herşey sırasıyla olmak üzere altı günde yarattın ve yedinci gün dinlenmeye çekildin belki de o dinlenme hâlâ devam ediyor, dünyadaki mazlumların, acı çekenlerin feryadı ulaşmıyor sana…

“Harese nedir bilir misin oğlum? Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider.Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında ‘kendini öldürdüğünü’ anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur...”

Bazı acıları ölüm bile unutturmuyor, bazı davranışlar ölümden sonra bile bağışlanmıyor.

YENİ KİTAP Huzursuzluk, bir yandan Ortadoğu’nun en insafsız hallerini, savaşı, yokluğu, mülteci kamplarını ve kadın düşmanlığını gözler önüne seriyor; diğer yandan Mezopotamya topraklarının geçmişine ve bugününe empatik, sorgulayıcı bir bakış sunuyor. İnsan doğası üzerine destansı bir anlatı sunan Livaneli, asırlardır bu coğrafyada yaşayan halklara, tarihlere, inançlara ve hikâyelere ses veriyor.

İnsan her acıya bir sorumlu bularak rahatlama yolunu seçmez mi zaten?

Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne…

Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hurs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mubarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürürde yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider.Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hurs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu'nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Harese nedir,bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir.Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani .Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır.Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar.Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar ,kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve .Bunun adı haresdedir .Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu'nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Asil insanların en neşeli zamanlarında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir.

harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur.

Develerin çölde çok sevdiği bir diken var . Deve dikeni yedikçe ağzı kanar . Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu kanın tadı , devenin daha çok hoşuna gider . Kanadıkça yer , bir türlü kendi kanına doyamaz sonra kan kayıbından ölür.

dünya bir pencereydi,her geçen bakıp geçti..

Bazen bir paket sigaraya on yaşında ezidi kızları satılıyor ama, sen evlenmek istiyorsun işte bunu kabul etmelerine imkan yok bir müslümanla bir ezidi evlenemez.Biliyorum saçma bende açık fikirli biriyim bilirsin ama ne yapalım ki bu topraklarda inanç herşeyden önce gelir…

Bütün bunlar olurken bu kadar dinin Tanrısı ne yapıyor diye sordum kendi kendime… Kendimizi hayvanlardan ve bitkilerden üstün görmemiz büyük bir aldatmaca, insanlık diye yücelttiğimiz şey aslında ne aşağılayıcı bir kavram diye düşündüm.

Ben bir insandım.

Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.

Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.

Artık insanların Gılgamış'ı Enkidu'su Hera'sı , Afrodit'i yok onların yerine hip hop , futbol,müzik, sinema tanrıları var ve artık oradakilerin aşk , evlenme, boşanma, kavga ve kıskançlık, cinayet maceralarını izliyorlar

Hüseyin’e benziyordum Aklı Batı’da Kalbi Doğu’da yaşama şizofrenisinin bunalımı…

Zilan anlatıyor; İki nehrin suları yıkamaya yetmez.

Bazı acıları ölüm bile unutturmuyor, bazı davranışlar ölümden sonra bile bağışlanmıyor.