
‘’Demiri demirle dövdüler,biri sıcak biri soğuktu; insanı insanla kırdılar, biri aç biri toktu.’’

Paperback. 13,70 / 23,00 cm. In Turkish. 232 p. Edited by Gülsen Iseri Cover design by Gilas Coskun, Sevval Ulusoy Prepared by Davut Askar, Sevval Ulusoy Hazirlayan : Günnur Aksakal Leyla'nin Evi, insanligin en yikici sorunu göç ve en temel ihtiyaci barinma konularini mercege alan bir Istanbul romani. Edebiyatin güçlü kalemi Zülfü Livaneli'nin gözlem yetenegi ve edebi gücüyle harmanlanan elinizdeki eser Leyla, Roxy, Yusuf ve Ali Yekta Bey'in hayatlarinin birbirine karisma hikâyesini anlatiyor. Usta edebiyatçi bu kez "mülk trajedisine" odaklaniyor. Hayatin olagan akisinda bir araya gelmesi mümkün olmayan karakterler üzerinden asktan paraya, modernizmden gelenege, birçok konu tartismaya açiliyor. Bir yanda yalilarda büyüyen ve varligini "unutmamak" üzerine insa eden Leyla Hanim, diger yanda "anin" hirslari ile çevrelenmis insanlar… Bir yanda hayattaki tüm prangalarina, hatta ailesine ve adina dahi meydan okuyan Roxy, diger yanda geçmisi sir olarak kalmaya mahkûm edilenler… Zülfü Livaneli'nin edebiyatimizda özel bir yer edinen romani Leyla'nin Evi, tarihi motifleri içeren zengin arka planiyla Istanbul'un degisen çehresini merkeze alirken, okurlari geçmis ve bugün arasinda sorularla dolu bir yolculuga çikariyor. Peki, bu yolculuk bir kusak çatismasi mi yaratacak, yoksa kusaklar arasi bir köprü mü kuracak? Leyla'nin Evi, iktidar ve güç sahibi olmanin tehlikesine karsi her satirinda mücadele ve umudun sarkisini mirildanan bir Livaneli anlatisi.
6 posts from the Bookspace community

‘’Demiri demirle dövdüler,biri sıcak biri soğuktu; insanı insanla kırdılar, biri aç biri toktu.’’
Dünya birden dursa Ters dönmeye başlasa Hayvanlar insan olsa İnsanlar hayvan olsa...
Mademki insanlar birbirine acı veriyordu, o zaman en güzel şey hayata meydan okumak ve mutlak bir yalnızlığı seçmekti. İnsan ilişkilerinde yetersizdi, eksikti...
Vapurda, trende, tramvayda, tünelde hülasa bütün nakil vasıtalarında yanınıza rastlayan bayanı öyle yiyecek gibi süzmeyiniz. O bir moda mankeni değildir ki üstünü başını seyredesiniz.

Son yıllarda farkına vardığı ve üzerinde kafa yorduğu önemli bir görüşü vardı Leyla Hanım'ın. İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın, 'Nasıl görünüyorum?" sorusundan, "Nasıl görüyorum?" aşamasına geçmesiydi.

Okurken duygulandığım nadir kitaplardan birisi, romanın baş karakteri etkileyici şekilde asil karakterli, kitap hem öğretici hem duygusal, kütüphanemde hep olacak