“İnsan, kendini ciddiye aldığı sürece acı çeker.”

"Bozkırkurdu'nun, deneysel cesaret anlamında Ulysses'ten aşağı kalmayan bir yapıt olduğunu söylemeye gerek var mı? Bozkırkurdu, okumanın ne demek olduğunu uzun zamandır ilk kez hatırlattı bana."<br/>-Thomas Mann-<br/>"Harry kendi içinde bir 'insan' bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca, bir 'kurt' bulur içinde, içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur. Varlığının böyle açık seçik ikiye ayrılmasına, birbirine düşman iki yarıma bölünmesine karşın, yine de kurt ile insanın bazı mutlu anlarda birbiriyle kardeş kardeş geçindiğini görür."<br/>Uçarı bir "yaşam" insanı olmaya kalkışan katıksız bir "düşün" insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu'nun hikayesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat.
13 posts from the Bookspace community
“İnsan, kendini ciddiye aldığı sürece acı çeker.”
“İnsan, kendisiyle barışamadıkça hiçbir yere ait olamaz.”

"İnsan süreklilik taşıyan, yerinden oynatılamaz bir yapı değildir; daha çok bir deneme, bir geçittir, doğayla us arasındaki dar ve tehlikeli bir köprüdür sadece."

"İnsanların büyük çoğunluğu yüzmesini öğrenmeden yüzmek istemez."

“bir insan pek üzgünse, dişi ağrıdığı ya da para kaybettiği için değil, her şeyin gerçekte nasıl, yaşamın nasıl bir şey olduğunu hissettiği için üzgünse, gerçekten üzgün demektir, işte o vakit biraz hayvana benzer, o zaman üzgün görünür, ama her zamankinden daha gerçek ve güzeldir bu üzüntü..." der sevgili hermine bozkırkurdu'nda, ne de doğru söyler.

günaydın emekci kardeşlerim

içimdeki savaş tüm azgınlığıyla sürüyor, ortalığı kasıp kavuruyordu.

ah yaşamımın binlerce sevinci

Tanrı bilir bu ses tonunu nerden almıştı.

karşılaştığım birazcık yakınlık, saygı ve dostluk içinde bir domuz yavrusu gibi debelenip durduğumu düşünüyordum.

nasıl da bu feci durum usuldan usuldan, sinsice gelip çullandı üzerime, bu tutukluk, kendime ve herkese karşı bu nefret, tüm duygulardaki bu tıkanıklık, bu koyu, bu lanet olası bezginlik.

Anladığım kadarıyla hep çetin ve karmaşık şeyler peşinde koşmuşsun, basit şeyleri hiç öğreneyim dememişsin. Zamanın mı yoktu yoksa hevesin mi?

Bozkırkurdu dediler ona çünkü bağımsız, özgür ve kalıba sığmayan ruhuyla ayrılıyordu kalabalık insan gruplarından.