
"Allah ile tanrının aynı şey olmadığını düşünüyordu. Tanrının dinsel bir yönü yoktu; daha çok bir sezgi, gizli bir güç gibiydi. Uykusuz kaldığı gecelerde, perdenin arasından süzülen ay ışığında varlığını hissettiği, onunla kelimeler olmaksızın konuşan bir tür enerjiydi. Onu seven bir enerji. Tanrısını kendi yaratmıştı; iyi anlaşıyordu onunla. Birine anlatsa, o biri tanrısının çocukların hayali arkadaşı gibi bir şey olduğunu düşünebilirdi. Çok daha fazlasıydı oysa. Belki de öteki benliğiydi. İçindeki kişi, çocuk olmayan. Çocuk sevmiyordu, çocuk olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyordu."






