
Kısmet bir altın toptur, bir tepersen bir daha gelmez.

19. yüzyıl Amerika'sının önemli entelektüellerinden, ilk çevreci aktivist diyebileceğimiz Thoreau'nun Excursions(Gezintiler) adlı yapıtından seçtiğimiz birbirini tamamlayan üç denemesi "Yürümek", "Bir Kış Yürüyüşü", "Gece ve Ay Işığı" ayrıntı ustası bir münzeviden yürümenin felsefesi üzerine bir ders. Yürüyüşü fiziksel bir eylemden çok soylu bir sanat, kişinin içsel dünyasında gerçekleştirdiği yabanıl bir gezinti olarak nitelendiren yazar, bir yandan da kapitalizmin "medenileştirdiği" insanların doğayla ilişkilerine keskin eleştiriler yöneltiyor. Doğanın donanımlı, tarafsız bir öğretmene dönüştüğü bu metinlerde okuru dingin bir kış sabahına uyandırıp bir kutup gününde ormanın içinden, donmuş nehirlere, kuytu vadilere, buz tutmuş çayırlara, düşman filolarıyla çarpışan aya, kısacası kendi deyimiyle "ilkel bir çağın saflığı"na doğru bir gezintiye çıkarıyor.<br/>"Doğanın farklı itkiler üflediği biridir o, ki sanırım bunların arasında bazı gizleri de var."<br/>Virginia Woolf
6 posts from the Bookspace community

Kısmet bir altın toptur, bir tepersen bir daha gelmez.

Bütün çocuklar bilir ki, gece hırsızları gizler. Bütün çocuklar korkar hırsızdan. Daha mal edinmenin ne olduğunu anlamadan, mal çaldırmaktan korkarlar.

Olmayacak şeylere inanmak, olabileceklere inanmak için gerekli gücün başlangıcı olamaz mı?

Başkaldıran ayak uydurmaya çalışmamalı asla. Ayak uydurmaya çalıştığı an, ötekilerle arasında açılmış uçuruma, kendi açtığı uçuruma düşüverir.

Bir sonraki erkek nedense hep bir öncekiyle kıyaslanır. Bir sonraki kadının hep bir öncekiyle kıyaslanması gibi. Sanki yeni marka bir araba alınmış da bir önceki markayla kıyaslanıyor. Çünkü hep bir eşya alır gibi, bir eşya gibi görülür kadın ya da erkek.

Varlığını sürdürmek için her türlü zorbalığa başvuran bir toplumda, birey kendini ancak zorbalıkla savunabilir.