
Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.

by Lev Tolstoy
Tolstoy, Ivan Ilyic'in Olumu'nde amansiz bir hastaligin kiskacindaki bir yargicin olume dogru yavas yavas giderken kendisiyle, toplumla ve kurulu duzenle hesaplasmasini anlatir. Tolstoy'un olgunluk eserlerinden olan bu roman, kucuk cussesine ragmen edebiyat uzmanlari tarafindan bir basyapit olarak gorulmustur. Bunun birkac sebebi var: Birincisi, 19 yuz yilin sonlarinda Rusya'da henuz palazlanmaya baslayan ve aristokrasiye ozenen yozlasmis orta sinifin durumunu tum ciplakligi ile ortaya koymus olmasidir. Ikincisi, bu eser, olum ve yasam arasindaki trajik karsitligi ve birligi hikye eden erken romanlardan biridir. Ve ucuncusu de Freud'dan once siki bir ruh cozumlemesine girismesidir. Bu yuzden psiko-anlatinin da en onemli orneklerinden biri sayilir. Agirlikli olarak monologlar ve ic diyaloglarla gecen roman, uslup ve kurgu acisindan Tolstoy'un diger eserlerinden farklilasir. Bu kez, hep yaptigi gibi tarihi bir izlegin pesinden gitmez, bu romanda daha cok tarihe not dusme derdindedir. Iva
16 posts from the Bookspace community

Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.

Ruhunun derinliklerinde, olmekte oldugunu biliyordu, ama buna alisamadigi gibi,bir turlu anlayamiyordu da.

belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir.

Asıl trajedi, kimsenin gerçekten yaşamadığı bir hayatta ölmektir.

Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam,bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?

Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?
“belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?” İvan ilyiç kalbi durmadan önce yakınlarınca öldü kabul edilmişti..
"Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti. "İşte ben de uçuyorum..."

“niye açıklama yapıyorum ki,sanki anlayacak" diye geçirdi içinden.

Git gide artan bir ruhsuzluk! Tepeye tırmandığını zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum...

"Onca insanın yaşadığı şu koca kentte,onca eş dost arasında, ne denizlerin dibinde, ne de toprağın binlerce metre altında bir benzeri daha bulunamayacak korkunç bir yalnızlıkla yüzü divanın arkalığına dönük yatarken, yalnızca geçmişin hayaliyla yaşıyordu."

Yaşam ve… ölüm! İşte o kadar! Yaşıyordum… bir yaşamım vardı, ama şimdi usulca elimden kayıyor ve ben onu tutamıyorum.

🔸"Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?" 🔸“Allah rızası için bırakın beni de rahat öleyim…” 🔸“Hepimiz ölüp gideceğiz. Ne diye yardım etmekten yüksünelim…” 🔸Niye açıklama yapıyorum ki, sanki anlayacak!

Yaşam ve ölüm! İşte o kadar! Yaşıyordum bir yaşamım vardı, ama şimdi usulca elimden kayıyor ve ben onu tutamıyorum.

Arabesk romantizminiz bittiyse :) Bir insanı ne öldürür üzerine Tolstoy'un en ise yarar kitabı.

Bir insan Tolstoy okumadan ölmemeli. O kadar güzel anlatıyor ki insan duygu ve düşüncelerini... Bayılıyorum bu adamın kitaplarına. Bir adamın hayatını, ölüm korkusunu, ölümü beklerken yaşadığı hayatı sorgulamasını anlatıyor. "İvan İlyiç'in hayatı çok sıradan ve basitti bu nedenle de çok korkunçtu." cümlesiyle aklıma kazındı kitap. Kesinlikle öneririm. Okuyun