
"Korku nedir bilmezdi. Isin sirri da buydu zaten: Bilmemek. Gulmesi gerektigi zaman guler, cunku gulmeyi bilirdi, aglamasi gerektigi zaman aglar, cunku aglamayi bilirdi, cosmasi gerektigi zaman cosar, cunku cosmayi bilirdi, ama korkmasi gerektigi zaman korkmazdi. Bilmezdi cunku. Korkamazdi. Elinde degildi. Oyle bir duyuya sahip degildi. Bir korun goremedigi, bir sagirin isitemedigi, bir yatalagin yuruyemedigi gibi bir seydi bu onun icin. Azasi noksan sayilirdi bir bakima. Bilmezdi korkmasini. Oyle ya, korkmasini bilen korkar. Bilmeyen ne yapsin?"Sezgin Kaymaz'in romanlarinda karakterlerin, uzun sohbetlerin, surprizli kurgunun, nese ve huznun olusturdugu calgi cengi havasi, hikâyelerinde de oda muzigi makaminda tadilabiliyor. Onun has motifleri: fizikotesinin urpertisi... zalim kaderlerle, ince kederlerle sinanan ruhlar... iyi insan cevherini ve yasam muhabbetini illa bulup cikartan romantizm... ve tabii kara olmaya meylettiginde bile sen bir mizah... Bu motifleri, zaman zaman ic ice gecirerek, zaman zaman ayri ayri bezeyerek isleyen hikâyeler var Sandik Odasi'nda. Turkcenin, gundelik dili edebiyata tasimaktaki en usta yazari, tutkulu anlatisini, kisa mesafelerde de surduruyor!
No posts about this book yet. Be the first in the app!