
Senin bize gelmenin sebebi, yalnızca bizim çağırmamız değil, başkalarının da sana git demesiydi. Hiç kimse için kötüdür deme. Onlar, bilmeden iyilik edenlerdir.

Eflitun rengi hayaller kuran bir "suskun"un sozleridir, bu roman. Isittigini goren, gordugunu dinleyen, dinledigini sessizligin buyusuyle sirlayan ve tum bunlarin gorkemini hikiye eden bir adamin alcakgonullu dunyasina misafir olacaksiniz, satirlar akip giderken. O ise, muzip bir tebessumle size eslik edecek, sessizce... Sayfalari birer birer tuketirken, benzersiz erguvani duslerin "gercekligi"nde semi edeceksiniz ve bu duslerden ideta basiniz donecek. Hayat kadar gercek, dus kadar inanilmaz bu dunyanin tum kahramanlarinin seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Cunku Suskunlar, sessizligin oldugu kadar, seslerin ve sozlerin, yani musikinin romanidir. Sonsuzlugun derin sessizliginin "nefesini ufleyen" ve ona "can veren" bir adamin hayallerinin ete kemige burunmus kahramanlari, en az sizler kadar gercektir; ya da siz, en az onlar kadar bir dus urunu... Bagdasar, Kirkor, Divut, Kalin Musa, Ibrahim Dede Efendi, Rafael, Tagut, Veysel Bey ve digerleri... Onlar, sessizligin evreninde
7 posts from the Bookspace community

Senin bize gelmenin sebebi, yalnızca bizim çağırmamız değil, başkalarının da sana git demesiydi. Hiç kimse için kötüdür deme. Onlar, bilmeden iyilik edenlerdir.

"Kusur, benim imzamdır. Bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak ve olmalı."

bazı gönderiler nedense ihsan oktay anar’ın kullandığı osmanlıca kelimeler gibi : gereksiz

"Kin şeytanın kahkahasıdır."

“halt etmişler” … “en mükemmel musıki sağ esen olmak ve bâsur illetinin pençesinde kıvranmamaktır”…

Ama kör olmasına rağmen hiçbir şey görmüyor değildi. Gözlerinin ona gösterdiği yegane şey, o uçsuz bucaksız karanlıktı. Tıpkı sessizliği dinleyen Eflatun gibi, kahin de sustu. Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu.

bence en under the avarage kitabı olabilirdi sıkılarak okudum