
Bu yaralar beni öldürmez kağan! Yalnız içime işleyen başka bir yara var.’’

Bozkurtlar Ciltli is one of the most beloved books in the Bookspace community. Add it to your shelf, save your favorite quotes, and join the conversation with thousands of fellow readers.
32 posts from the Bookspace community

Bu yaralar beni öldürmez kağan! Yalnız içime işleyen başka bir yara var.’’

YENİ KİTAP Birinci Gök Türk Kağanlığı’nın çöküşü ve Kür Şad önderliğindeki 40 Türk bahadırının canları pahasına esarete başkaldırarak bağımsızlık ateşini yakmalarının, onların unutulmaz ihtilal girişiminden elli yıl sonra, Kutluk Şad liderliğindeki Türklerin İkinci Gök Türk Kağanlığı’nın kurt başlı sancağını yeniden yükseltmelerinin temiz ve ince işlenmiş destansı bir dille anlatıldığı bu büyük Türk romanı, yazarı hayattayken klasikleşmiş ve pek çok nesli millî gurur ve şuur yoluna sevk ederek ölümsüzleşmiştir.

Yamtar yüzünü göğe kaldırıp söylenmeye başladı: - İsa Tanrı'nın oğlu. İsa'yı Meryem doğurdu. Ama Meryem, Tanrı'nın katunu değil. Tanrı, İsa'nın babası ... İsa'nın anası, babası var. Babası Tanrı ... Anası Meryem ... Ama Meryem, Tanrı'nın katunu değil ... İsa ...?

Kür Şad ölmüş, fakat attan düşmemişti. Ölmüş, fakat yenilmemişti...

Türk çerisi! Bugün Gök Türk Devletini yeniden kuruyoruz. Kutluk Şad kağanımız olup İlteriş Kağan adını almıştır. Eskiden olduğu gibi yine Ötüken'e varacak, atalarımızın buyruğunda olan bütün boylara baş eğdirecek,Çin'den haraç alacağız. Biz İlteriş Kağan'ın buyruğunda savaştıkça azlık budun çoğalacak, yoksul budun bay olacak, Gök Türklerin adı sanı yer yüzünü kaplayacaktır.

Kür Şad eliyle ileride bir yer gösterdi. "Oraya!" diye gürledi. Gösterdiği yer Tanrı Dağı idi. Tepesinde ataların ruhları dolaşıyordu. Kırk bir şehidin ruhu bir fırtına gibi, bir musiki gibi, bir ışık gibi akarak Tanrı Dağı'na doğru yürümeye başladılar. Onları orada, başlarında Alp Er Tunga olan atalar kafilesi bekliyordu.

Ötüken'deki işler Çin'de olduğu gibi yürümüyordu. Almıla soylu bir aileden olmasa bile onunla evlenmek için razı etmek gerekiyordu.

Türk ata bindi mi, gözü atasını bile görmemeli. Oğul! Gerektiğinde kişi canını bile verir ama at, avrat, pusat; bu üçü, verilmez! demişti.

Yüzbaşı bir an durdu: "Türk Tanrısı bizden yüz mü çevirdi?" diye düşündü. - Tanrı ya bizden yüz çevirdi, yahut kılıçlarımızı keskinleştirmek istiyor.

Bazen yanlış bir davranış büyük sonuçlar doğurabilir ve hayatın akışını, tamamiyle tersine çevirir. Ondan sonra da ölüme kadar yanıp yakılmak fayda etmez...

Akın oldu mu, savaş başladı mı, Türkler ata bindi mi artık onların gözleri yalnız ileriyi görür, geride bıraktıkları çocukları, evdeşleri, anaları akıllarına gelmezdi.

"Hangi savasta ölmüş olmasının da fazla bir değeri yoktu. Savaşın ve yağının hepsi bir değil miydi?"

Bir aralık Kür Şad irkildi. Fatih ve akıncı olarak gittikleri Çin'e şimdi tutsak olarak götürülmek birdenbire yüreğine bir ağırlık verdi.

Delinse yer; çökse gök, yansa, kül olsa dört yan Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan; Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!

Çok yaşamış, çok görmüş insan muhakkak ki olayların içine girebiliyor, başkalarının bilmediği şeyleri biliyordu.

SON Ayın bahtı karanlık Urungu’nun karadır. 15 Nisan 1949 Maltepe.

Kür Şad ölmüş, fakat attan düşmemişti. Ölmüş, fakat yenilmemişti...

Ölüme karşı göz kırpmadan yapılan her saldırış, büyük bir ülkü için çekilen her kılıç, atılan her ok, çekilen her emek; bil ki boşuna değildir. Bunun sonucu mutlaka kazançlı olacaktır.

Açın üzerine dokuz yorgan örtseler uyuyamaz.

Tanrı'nın işine bak. Tavşan sürüsü bozkurtları tutsak etmiş götürüyor.ıslak kargalar doğanları yendi be...

Bozkurtlar için çapraz kitap olarak, Jack london’un Beyaz Diş acaba uygun mu? Veya başka çapraz kitap önerisi olan var mı??

Tavşan sürüsü Bozkurtları tutsak etmiş götürüyor. Islak kargalar doğanları yendi be...

Ah Çalık… Yiğit Çalık…

Şurada yere oturmuş, ağlıyordu. Niçin ağladığını sordum. Yaram sızlıyor dedi. Dağlamak için yanına indim. Yaram gözükmez, gönül yarası dedi.