
"Aramızdan sadece kırık dökük bir zaman değil, telafisi imkânsız koca bir heves de eksilmişti sanki.”

by Kemal Varol
"Babam, tamı tamamına yirmi beş yıl sonra, bir elinde yıllanmış üç telli bağlaması, diğer elinde ahşap bavulu, kapımın önünde diz çökmüş, gece vakti aniden ortaya çıkmış mahcup bir konuk veya geçip giden zamandan borcunu mahsup etmeye gelmiş eski bir alacaklı gibi öylece beni bekliyordu."Evvela, baba-oğul hesaplaşmasına dair bir roman bu. Kırgınlığın, kızgınlığın, suçluluk duygusuyla, hayatından çıkartma arzusunun kopamamakla boğuştuğu bir hesaplaşma. Romanın kahramanı avukatın "Her oğul gibi, ne kadar direnirsem direneyim daha en başından babama karşı yeniktim" hissinin hep orada durduğu bir hesaplaşma.Bir yandan da kırık bir aşk hikayesinin bulutu dolanıyor babasıyla "meselesini" halletmeye çalışan adamın üzerinde. Yoksa, iki aşk hikayesinin mi?Roman, aynı zamanda bir yol hikayesi. Hem, düz anlamıyla bir yol hikayesi: Diyarbakır'dan Kars'a yolculuk ediyoruz. Uzun yolun menzilleri, konaklama tesisleri, aramalar, kontroller, ıssız taşra köşeleri. Memleket hastaneleri.Ama bir yandan da hafıza içinde bir yolculuğun hikayesini dinliyoruz. Zihnin kuytularına, bilincin dehlizlerine de uzanan bir yolculuk. Her konakta çırak ve hayranlarının adeta onu beklediği saz aşığı babanın müphem ilişkilerinin ve evvel hayatındaki kadınların sırrına doğru yolculuk. Asıl uzun yol, o işte.Okurları, Kemal Varol'un önceki eserlerine de uğradığını sezecektir bu yolculuğun.Aşıklar Bayramı içli bir türkü.
2 posts from the Bookspace community

"Aramızdan sadece kırık dökük bir zaman değil, telafisi imkânsız koca bir heves de eksilmişti sanki.”

İçimde bir yerde , sanki senelerdir ipleri birbirine dolaşık halde bekleyen eski bir bayrak yarıya inmiş, ne kadar asılırsam asılayım onu yeniden göndere çekemiyordum.