
Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet..

by Franz Kafka
Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 96 p. Yapitlarinda psikolojiyi odak noktasi olarak belirleyen Stefan Zweig, özellikle toplum disinda yasayan insanlarin hikâyesini anlatmaya deger bulur. Ilk kez yayimlandigi 1922'den beri büyük ilgiyle okunan Amok Kosucusu'nda, Avrupa'ya dogru yapilan tekdüze bir yolculuk, gemideki doktorun duydugu yardim çigligini reddetmesiyle baslayan vicdani bir yargilama sürecine dönüsür. Ait oldugu yerden uzaklara sürülmüs doktor, tropik topraklarda karsilastigi Avrupali kadina saplantili bir ask besler. Kadina karsi duydugu takinti, doktoru tipki Amok kosucusu gibi hedefi belirsiz kosuya sürüklemektedir.
33 posts from the Bookspace community

Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet..

Tuhaf ve üzgün hissediyorum… 🫥

Stefan Zweig’i sevenler, onu neden seviyorsunuz? Dilinde ya da anlatımında sizi çeken ne var? Ben en çok psikolojik derinliği için seviyorum. Karakterlerini büyük olaylarla değil, içsel çatışmalarla sarsıyor. İnsan en çok kendi zihninde kayboluyor ve Zweig bunu çok çıplak bir şekilde gösterebiliyor.

"Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet. "

"Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim..."

İnsan her şeyi unutur, hatta kendisini bile; ama kalbindeki o ince sızıyı asla unutmaz."

"Dışarıdan bakıldığında her şey ne kadar da sakin, ne kadar da yerli yerinde görünüyor; oysa içeride, o karanlık mahzenlerde kim bilir hangi hayallerin cesetleri çürüyor."

“Şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyor şimdi bana.”

Ben hiç iyi bir adam oldum mu bilemiyorum ama şey, sanırım her zaman yardım eden biriydim. Orada yaşadığım sefil hayatımdaki tek mutluluğum, beynimde varolan bilgiyle yaşayan bir canlının nefes almasını sağlamaktı.Bu neredeyse tanrısal bir mutluluktu. Benim en mutlu anlarımın bunlar olduğu bir gerçektir..

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz..

Sadece bir kere yorulur insan, o da hayattan vazgeçtiğinde."

İnsanın içindeki ateş, bazen bütün aklı yakar. Ne yaptığını bilmez, nereye gittiğini görmez olur. İşte ben o an başladım koşmaya: Amok gibi, ölümün üstüne.”

Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla..

Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim.

Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla...

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.

Beni öfkelendiren,kibirli ve soguk bir tavri vardi.Oldum olasi kustah ve otoriter olan kadinlara karsi zaafim vardi ama bu seferki kemiklerimi kiracak sekilde mahvetti.
"İnsan her şeyi kaybettiğinde, elinde kalan son şey için umutsuzca savaşır."

Ah şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyordu şimdi bana..

İnsan gençken yalnızca başkalarının hastalanıp öleceğini düşünür.

"Çok zor oluyor insanın her şeyi içine atması ve içinde debelenmesi...”

jelatini açılmamış oe

“Utanmayı bu kirli yalnızlıkta, bu kahrolası insan ruhunu tüketen ve iliğini sömüren bu ülkede unuttum.''

“Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz”