
Sokak çocukları ile yetimhane çocukları arasındaki en önemli benzerlik noktası her iki grubun da ne kadar çaresiz olduğunu görebilmekle başlar.

by Gül Cörüs
Kişilik Bozukluklarından Psişik Travmalara Kısa Bir Psikoloji Serüveni<br/>Stres ve travma, narsisizm, obsesyon, çizgi ötesi yaşamlar, sınır kişilik, şizoid ve kuşkucu histriyonik kişilik bozuklukları, cinsel kimlik, istismar ve daha pek çok başlık Dr. Kln. Psk. Gül Çörüş'ün bu kitabında küçük öykülerle, örneklerle ele alınıyor ve zorlu başlıklara yer veriliyor.<br/>Kitap, kısa hikayelerle ilerlerken bilimden, edebiyata, sanata örnek ve alıntılar da sunuyor.
37 posts from the Bookspace community

Sokak çocukları ile yetimhane çocukları arasındaki en önemli benzerlik noktası her iki grubun da ne kadar çaresiz olduğunu görebilmekle başlar.

İstismar edilen çocuk, belirsiz, değişken, yalan dolu, şiddet, acı ve terk içeren bir dünyada büyür. Terk, illa ki, bir çocuğun bir başına bırakılmasını ifade etmez. Korkmuş bir çocuğu, istismarın getirdiği iç dehşetiyle tümden yalnız bırakmak da "terk" tir. O halde, kontrol kaybı üzerine konuşun! Zira kurban yaşamında kontrolün tümden kaybolduğu duygusuyla başbaşadır.

"Bütün bilgiler öznel kaynaklıdır çünkü algılayıcının doğasına bağlıdır"

Daha önce ölmeyi denemiş bir kimsenin, aynı noktaya tekrar gitme olasılığı, bunu hiç denememiş birinden daha yüksektir.

Bugün, yaşamımı bir öfke ve üzüntü ile yaşıyorum. Asla tam bir insan olamayacağımı hissediyorum. Annem geçmişte yaşamamam gerektiğini söylüyor. Geçmişte yaşamıyorum. Geçmiş bende yaşıyor.

pek çok istismar geçmişli yetişkin, yaşadıkları istismara ilişkin bedenlerini suçlayabilir. Bu durum, kendini kesme, madde kullanımı, diğer bağımlı ve tekrarlayıcı davranışlar ile fiziksel olarak kendini cezalandırma tepkilerine dönüşebilir.

Küçük bir alaka dışında, pek çok insan çocukların anlattığı istismara inanmaz, genç kurbanları anlamada sıkıntılı saatler yaşarlar ya da onları dinlemeyi bırakırlar. İstismar kurbanları bununla yaşamayı öğrenir,

İstismar geçmişli yetişkin neleri bilmemizi diler? Çevremizde birçok çeşit fail var. Onların ne kadar etkileyici, çekici ve varlıklı olduğu önemli değil. Failler, her sosyal sınıftan ve etnik kökenden veya eğitim düzeyinden olabilir. Unutmayınız, istismar tekrarlıdır. Bu yüzden bildiğiniz faillere karşı dikkatli olunuz. Onların istismar çemberini gelecek kuşağın çocuklarıyla sürdürmesine izin vermeyiniz!

Çoğul kişilik bozukluğu olan bireylerin özellikle çocukluk çağlarında, yineleyen ağır fiziksel ve cinsel istismara uğradıkları belirtilmektedir

Ebeveyn sağlıklı bir bebek diler doğumda. Ancak bebeğin sağlıklı bir ebeveyn dileme hakkının kutsallığı biz yetişkinlerin çok daha kritik akıl, yürek ve vicdan borcudur.

Zira en önce kadının doğum kontrol hakkını kazanabilmesi gücü desteklenmedikçe, aile içindeki sosyal statüsü yükseltilmedikçe, sosyo-ekonomik etkenlerin getirebileceği olumsuzluklarla başa çıkabilme becerisi sosyal politikalar tarafından öncelenmedikçe ve tabii ki çocuğunu nasıl daha iyi yetiştirebileceği konusunda annelik bilgisi yeterince zenginleştirilmedikçe, çocuğunun gelişimindeki biricik rolü de, yazık ki, kendi dar sınırlarını aşamayacaktır.

Kadın şiddeti seçer mi? Hayır! Cinsel özezerlik (mazoşizm-acıdan zevk alma), şiddet davranışının yaygınlığının aksine, pek az insanın doğasında yer alan bir ruhsal bozukluk işaretidir. Eşlerinden dayak yiyen, hakarete ve zorbaca davranışlara maruz kalan kadınların hiçbiri böyle yaşamayı seçmemiştir.

"Nevroz, medenileşme yolunda ödediğimiz bir bedeldir."

Annenin katı ve zorlayıcı tavırlar sergilediği, babanın ise duygusal bağ kurmaktan aciz olduğu bir evden dünyaya bakan çocuk, diğer insanlarla tatmin edici bağlar kurmaya ilişkin umudunu çok erken yaşlarda kaybeder.

Ancak, çaresizlik döngüsünden çare üretmeye çalışmak, hele hele ki; anne-baba ihtimamına birebir bağlı olunan yaşlarda bir başına çabalamak, yetişkinin bile baş etmekte zorlandığı bir duygu dünyasında, çocuğun yitip gitmesi demek olabilir kolaylıkla.

"Ölüme bu kadar yakın olmanız size ne hissettiriyor?" "Ölmeyecek biriyle el sıkışmadım hiç. Sizinle de tanıştığıma memnun oldum."

evlatlık verilen çocukların kurumda kalan yaşıtlarına kıyasla çok daha yüksek bir zeka puanına ulaştıkları, eğitim yaşamlarında üniversiteye kabul edilecek kadar başarılı oldukları, kendi kendilerine yeten bireyler durumuna geldikleri ve herhangi bir suç davranışı geliştirmedikleri saptanmıştır.

Bir başka araştırmaya bulgusu olarak kadınların gürültüye tahammül eşiklerinin erkeklerden daha düşük olduğu görülmüştür.

Belki, o zaman dinecektir muhtaçlığımız, baba korumasından çıkıp da eş korunmasına sığınan yolculukların kurban rolü. Belki, o zaman tadacağız, tekrarı olmayan bir filmin figüranı değil de başrol oyuncusu olabilme keyfini.

Aslında, her psikolojik sorun, bir isyan çığlığıdır.

Ağaçlardan ormanı göremeyen kişi gibidir paranoid kişilik bozukluğu taşıyan danışan.

Yetişkinlikte de değişmez durum. Nerede yaşayacağının, hangi iş yerini tercih edeceğinin, hangi komşusu ile görüşebileceğinin, çocuklarını nasıl yetiştirebileceğinin, yaşlı ya da sakat aile üyelerine nasıl bakacağının kararlarını ebeveynine ya da eşine bırakır bağımlı kimseler.

Diğer insanların onların incinmişliğini anlayabilecekleri mesafeye girmelerini engelleyen bir duvarla çevrilidirler adeta.

"Sevmek dokunmaktır"