
by Cem Sancar
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 292 p. Tam bir 'Istanbul çocugu'dur Cem. Üstünde basinda, sesinde solugunda 'eski Istanbul'dan rayihalar tasir… Hayir, Nedim gibi uçari degildir o, daha çok da Sümbül Sinan'dan, Yahya Kemal'den süzülüp gelen rindâne mizaci eklemek gerek. Ondandir yolunu bahar rüzgârlari esen, dergâhlara, camilere, kir kahvelerine düsürmesi, ondandir simdilerde çogu unutulmus tertemiz Istanbul kelimeleri ve deyimleriyle konusmasi. Hâsili Istanbul'un tevekkülü, Müslümanligi, hosgörüsü, aski, coskusu, dobraligi üstüne basina sinmistir. Nereden mi geliyor? Bana kalirsa bazen Refii Cevat Ulunay'in "Sayili Firtinalar"indan, bazen de Seyh Galip'in yanindan, kimi zaman uzak dostlara ugrar Yunus'a, Mevlana'ya… Ben en çok dilini severim Cem'in. 'Insan tarikati'na sevgiyle yaklasan berrak ve muzip dilini; tabii ki Istanbul dilini. Sairdir bence, Kinaliada'nin bir kenarinda oturur, denizgillerdendir. Gözleri denize alisik, ufkunun genisligi bundandir belki; ama en çok da Istanbul'dan, o çok sesli ve çok renkli Istanbul'dan. Bir yoldur bu yazilar… Cem'in içindeki "Çekirge" arada bir ziplar, ama sonra içindeki "Ihtiyar"in elinden tutar, bir de "Filozof Irfan"in. Bunlar Cem'in elleri. Yazilarinin birinde "Insan çok kelime sarf eder, ama hep kendini anlatir finalde..." diyor. Istanbul'u anlatiyorsa, kendini anlatmak istedigindendir, kendini adimlar o sokaklarda neticede… Alâattin Karaca
No posts about this book yet. Be the first in the app!