
Sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin

by Ismet Özel
Ismet ozelin kirk yasina kadar yayinladigi dort siir kitabindaki ve bazi dergilerde yer alan siirleri ERBAIN kitabinda toplanmistir. Geceleyin Bir Kosu (1966)Evet, Isyan (1969)Cinayetler Kitabi (1975)Celladima Gulumserken (1984)Sayfa Sayisi: 240Baski Yili: 2012Dili: TurkceYayinevi: Tiyo Yayinlari
31 posts from the Bookspace community

Sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin

Aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak...

ben sana aldanabilirin sen beni aldattın sanma

"Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi." Münacaat / İsmet Özel

ama budandıkça fışkıran da bizleriz ölüyoruz, demek ki yaşanılacak.

"Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin üzgün, kara, ayaklanmaya hazır ben yaralar kuşanıp katılırım onlara."
"Sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz bize ait olan ne kadar uzakta..."

öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda acilar çekebilecek yasa geldigim zaman aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim. Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin basindan baslayabilirim.

her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana.

ÇIKSAM gök şarlayarak devrilse ardımdan - ölürsek bir partizan gibi ölmeliydik - yürüsem parçalanmış bir ceset tazeliğinde yürüsem beynimde kıpkızıl bir serinlik sonra denizler devirebilirim dudaklarımdan sonra aşk, sonra dirlik: partizan

tam düşerken tutunduğum tuğlayı kendime Rabb bellemeyeceğim.

Ben merd-i meydan yani toprağın ve kanın gürzü güllerin bin yıllık mezarı bendedir yukardan bakarım efendilerin pusatlarına insanların bütün sabahlarını merak ederim gök hırpalanmaktadır merakımdan ıtır kokan benim yumruklarımdır benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.

Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu, sakın Styks sularının heyulası sanmayın er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu, biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz

hurdahaş bir sancıyla geçiyorum badem çiçekleri altından, gözlerim nemli değil gözlerim namlu.

Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz çünkü ben ayaklanmanın domurmuş haliyim Yürüsem rahmet boşanacak ve sana bir karşılık vereceğim

hurdahaş bir sancı ile geçiyorum badem çiçekleri altından gözlerim nemli değil gözlerim namlu..

Evi Nepal'de kalmış Slovakya'lı bir salyangozdur ruhum.

west indies, kızıl elma, itaki, maçin! uzun yola çıkmaya hüküm giydim. beyazların yöresinde nasibim kalmadı yerlilerin topraklarına karşı suç işledim zorbaların arasında tehlikeli bir nifak uyrukların içinde uygunsuz biriyim vahşetim beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı kendime dünyada bir acı kök tadı seçtim yakın yerde soluklanacak gölge bana yok uzun yola çıkmaya hüküm giydim.

Efsanelerden kovulduk kan ve demir kelimeleri söyleyince elbiseler içindeyiz, şehrin içinde önümüz iliklenmiş, ayakkaplarımız bağlı kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan çiçek alıp eve götürüyoruz bunun bir delilik olduğunu bile bile en ıssız duyguların ucunda karakollar asmaların altı tuzak ve tuzak caddelerde külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu gözler kısılıp bakılıyor bize. ...

uzak nedir kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidilecek yer ne kadar uzak olabilir

İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır….

Ve bir çok sayfasını atlayarak bitidiğim kitabın, Başından başlayabilirim…

Gözlerim nemli değil, Gözlerim namlu.