
"... çünkü bir şey istemeyip yine de sana bağışlanan her şeye şükrediyor olsan bile, dinleyen kimse yoksa yüksek sesle konuşmanın bir anlamı yoktur."

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago, tartismalara yol açan romani Isa’ya GÖre Incil’de Isa’nin yasamini ve Hiristiyanligin hikâyesini kutsal kitaplardaki kronolojiye sadik kalarak, ancak farkli bir bakis açisiyla anlatiyor. Anne rahmine düsmesinden baslayarak bir çocuk, bir genç olarak zayifliklarini, Öfkelerini, heyecanlarini, kararsizliklarini ve Mecdelli Meryem’le olan ask iliskisini romanina yansitirken Isa’yi, Tanri’nin oglu ve bir peygamberden ziyade insan olarak gÖsteriyor. Isa’nin ve Tanri’nin üzerindeki kutsallik Örtüsünü kaldiriyor ve bÖylelikle soru sormanin, sorgulamanin Önünü açiyor. Din ve inanç adina yapilan siddet dolu eylemlerle karanlik bir mesel; sasirtici zenginlikleriyle ve derinlikleriyle dünyevi bir Incil olan bu roman, Saramago’nun ülkesini terk etmesine yol açmisti. “Orijinal, vahsi ve çok güzel bir kitap."; -John Butt, Times Literary Supplement- “Yazari
7 posts from the Bookspace community

"... çünkü bir şey istemeyip yine de sana bağışlanan her şeye şükrediyor olsan bile, dinleyen kimse yoksa yüksek sesle konuşmanın bir anlamı yoktur."

Ölüm saati gelince insan yine çocuk olur..

Çok şey söyledik hayattaki tesadüfler hakkında, ama hayata yön veren sıradan karşılaşmaları ya pek az andık, ya da tümden gözden kaçırdık, gerçi karşılaşmaların da birer tesadüf olduğu söylenebilir, ama bu bizi tüm tesadüflerin birer karşılaşma olduğu sonucuna götürmez.

Bu hayatta hiç kimse iki kez ölmeyi hak edecek kadar günah işlememiştir.

Çünkü iyiyle kötü kendi başlarına var olamazlar, iyi kötünün, kötü de iyinin yokluğudur.

Bu hayatta hiç kimse iki kez ölmeyi hak edecek kadar günah işlememiştir.

bu kitabın ilk sayfalarında her şeyi bilen gören tanrı meryem'in inlemelerini duymamış gibi bir ifade vardı. desteklemek veya linçlemek için yazmadım, aklıma geldi.