
Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor.

by Şükrü Erbaş
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 256 p. "Ayrilik ne biliyor musun? Ne araya yollarin girmesi, ne kapanan kapilar, ne yildiz kaymasi gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katari gökte... Insanin içini dökmekten vazgeçmesi ayrilik. Ipi kopmus boncuklar gibi yollara döktügü gözlerini, birer damla düs kirikligi olarak toplamasi içine. Ardinda dünyalar isiyan camlar dururken duvarlara dalip dalip gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrilik. Ödünç sesle konusan bir kalabalik içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüsü artik yaprak kipirdatmayan bir çocugun. Insanin yaslandikça kendi kuyusuna düsmesi. Bir kadinin yatagina uzanan kül baglamis bir gövde. Saçina rüzgâr, sesine isik düsürememek kimsenin. Parmaklarini sözüne pinar edememek. Uzaklarda bir adamin üsümesi, bir kadin daglara daldikça. Isikli vitrinlere bakmadan geçmek çarsilardan. Çiçekçilerden uzaga düsmesi insanin yolunun. Evlerle sokaklar arasinda bir ayrim kalmamasi... Ayrilik o küçük ölüm, usta dokunuslarla bizi büyük ölüme hazirlayan."
14 posts from the Bookspace community

Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor.

Ah yetişkinliğin her şeyi küçümseyen bilgiçliği... Şaşırma yetisini yitirenin yaşama sevinci olur mu?
"Kimse yaşamadan bilemezdi elbet, nereye, neden giderse gitsin, tüm yolculukların insanı çocukluğuna götürdüğünü. Geçmişini bir mühür gibi gözlerinde ve adımlarında taşıdığını insanın."

Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. Kimse bir başkası için kederlenmiyor. Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden. Küçücük çocuklar bile yalnızlığın bilimini yapıyor.

Sevmeyi özledim biliyor musunuz?

seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben…

Güneşin çekildiği ara sokaklardan dünyamıza yürüyen bir duyguydu, bize başkalarını düşünmeyi öğreten.

''Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir ben'e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. ''

Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.

Bize gerekli olan: yalansız bir iyilik, incitmeyen güzellik, güler yüzlü doğruluk. #Şükrü Erbaş

Yalnızlığımız dünyayı dolduracak kadar büyüktür..!

"Bir ülkenin acılarına tutunarak özür dileyeceğim. "

Yalnızlık bizim içeriye ve dışarıya ışık veren biricik penceremizdir Ömür hanım…İki kanadı vardır,istekten ve korkudan,çarpar durur bir ömür içimizde…

Sonra neden sevinçler değil de acılar gidip gidip geçmişten karşılık bulur kendine?Ve neden insan,ne kadar acı geçerse geçsin,çocukluğunu okşar durur yaşlandıkça?Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor