
Hafıza diye yazmıştı bir köşe yazısında Celâl, bir bahçedir. "Rüya'nın bahçeleri, Rüya'nın bahçeleri..." diye düşünmüştü o zamanlar Galip, "düşünme, düşünme, kıskanırsın!" Ama Galip karısının alnına bakarak düşündü.

by Suat Derviş
Hayaletler, firtinali geceler, olumler, eski evler ve dogaustu gucler... Bunlarin yani basinda kiskanclik, guzellik ve ask...Hasta bir genc kiz olan Sadan, guzelliginden dolayi aci ceken Fatma, bir babayla oglu arasinda kalan Zeliha ve kocasina cok isik olan Zehra...Ilk kitabi olan Kara Kitap'la birlikte, daha once Latin harfleriyle hic yayimlanmamis Fatma'nin Gunahi, Ne Bir Ses... Ne Bir Nefes... ve Buhran Gecesi adli romanlarinin yer aldigi bu ciltte, Suat Dervis'in gotik edebiyata girebilecek ozellikler gosteren, dort kadinin hikiyesinin anlatildigi dort eserine bir arada yer verilmistir. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 296Baski Yili: 2014Dili: TurkceYayinevi: Ithaki Yayinlari
12 posts from the Bookspace community

Hafıza diye yazmıştı bir köşe yazısında Celâl, bir bahçedir. "Rüya'nın bahçeleri, Rüya'nın bahçeleri..." diye düşünmüştü o zamanlar Galip, "düşünme, düşünme, kıskanırsın!" Ama Galip karısının alnına bakarak düşündü.

"Yalnızca kendileri olabildikleri için ıssız çöllerdeki taşları, insan ayağı değmemiş dağların arasındaki kayalıkları, hiç kimsenin görmediği vadilerdeki ağaçları kıskanıyorum"

"Kendiniz olmakta güçlük çekiyor musunuz?"

“Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca," demişti o son akşamların birinde Celâl, “İnsan elde kalan son ağaçların ve güllerin üzerine şefkatle titrer. Kuruyup gitmesinler diye, sabahtan akşama kadar onları sulayıp okşuyorum: Hatırlıyorum, hatırlıyorum ki unutmayayım!”

Severdim seni her zaman yürüdüğümüz sokaklarda, bir an, sanki güneş o sabah batıdan doğmuş gibi yepyeni bir ışık ve yepyeni bir köşeyle karşılaştığımızda, sokakları değil, seni severdim...

"Saklan ki bir sırrın olduğuna hükmetsinler."

yalnızca kendi olabildikleri için çöllerdeki taşları kıskanıyorum

...insanın artık hiçbir zaman hikâyenin aslı hangisidir, hayatın aslı hangisidir anlayamayacağını anlattım.

rotüşlenmiş fotoğraflar insan ruhunu törpülüyor

sokaklar boyu bir rüyada gezinirmiş cesine gezinip durdu

şehir hep birlikte gürültülü bir şekilde yenen aile yemeği gibi ona tanıdık geliyordu

Bir zamanlar, Boğazʼın ipek sularını gümüş gibi ışıldatan mehtabı seyrettiğimiz balkonlardan, gömülemedikleri için alelacele yakılan ölülerden çıkan mavimsi dumanın aydınlığını seyredeceğiz artık. Boğaz kıyılarındaki erguvan ve hanımellerinin bayıltıcı serinliğini koklayarak rakı içtiğimiz masalarda, çürüyen ölülerin genzimizi yakan o küfle karışık kekre kokusunun tadını alacağız.