
Uzandı, raftan bir kitap aldı. Yararı olur böyle durumlarda. Birşeyler okursun. Dalar gidersin. Herşeyi unutursun çoğu kez.

Vedat Türkali’nin edebiyatimizda klasiklesen eseri Bir Gün Tek Basina, toplumun kargasasinda birbirlerine tutunan insanlarin dramini ve umudunu anlatiyor: “Agir agir çikti odadan, banyoya girdi, sofbeni yakti, suyu açti. Büyük bir gürültüyle akan suya bakti, elini tuttu, ilikti tam istedigi gibi. Fakat yine de bir türlü giremiyordu suyun altina. Degismek istemiyorum da ondan. Bu suyla birlikte içindeki her sey akip gidecek. Sonra yavasça girdi. Hiçbir seyin akip gidecegi yok. Ne kolay Öyle! Korkaksin da ondan. Her sey hemen degisiversin istiyorsun. Sanki daha mi iyi olurdu? O zaman da pesinden kosar, bir türlü yetisemezdin. Simdi de geri kaliyorum; bak simdi de… Altindan çekiliverdi, çok kizmisti su. GÖzlerindeki sabunlari akitmak için uzattigi eli bile zor dayaniyordu. Sende is yok oglum. Bu sicak, beriki soguk… Öteki sert, beriki yumusak… Ömrünce sinirda kalacaksin. Sende is yok oglum, sende is yok… Biraz ferahlamisti. Sofbe
4 posts from the Bookspace community

Uzandı, raftan bir kitap aldı. Yararı olur böyle durumlarda. Birşeyler okursun. Dalar gidersin. Herşeyi unutursun çoğu kez.

“Tek bir günün sırası gelsin diye yaşam boyu bekliyoruz.”

Parça parça etmişler insanları, ustalıkla düşman etmişler. Her geçen günle, her yeni çağla birlikte yeni düşmanlıklar, uydurma düşmanlıklar bulup koymuşlar eskilerinin üstüne. Gel de asıl düşmanlığı çıkar ortaya bakalım, göster şunlara. Bir Gün Tek Başına Vedat türkali

“İyi bulmuyordu kendini, gidip yatağa uzandı sırtüstü. Durgun suda batık olmak, yitmek istiyordu yine; bir türlü başaramıyordu..”