
O uzun, kavurucu öğleden sonra boyunca çatıda sırt üstü yattım. En büyük sorunum susuzluktu. Dilim kağıt gibi olmuştu. Daha da kötüsü değirmen yolunda akan suyun sesini duymamdı. Küçük derenin bozkırın içinden süzülüp geldiği yolu izlerken tek isteğim yosunlar ve serin eğrelti otlarıyla kaplı buz gibi kaynağa yüzümü daldırmaktı. Bunun için bin sterlin verirdim.






