
Paperback. 13,50 / 20,00 cm. In Turkish. 158 p. Bu kitap, dünya edebiyatinda tam anlamiyla ayriksi bir yere sahip olan, edebiyati dilin dille gerçeklestirdigi bir deney(im) olarak kurgulayan Raymond Roussel'in yapitini çözümlemeye yönelik ilk girisim. Michel Foucault bu kitabinda, felsefe ve sosyal bilimlerde çigir açan temel meselelerinden birini, dilin dogasi ile dis dünya arasindaki, yani "kelimeler" ile "seyler" arasindaki iliskiyi ele aliyor. Ama bu sefer diger yapitlarindaki gibi cinsellik, delilik, bilgi dolayimiyla degil, dilin varliginin kaçinilmaz olarak ortaya çikardigi bosluktan seslenen bir edebiyatin içinden bakiyor. Roussel'in yapiti üzerinde bir meta-dil kuran, dilin dogasina, varligina dair bir düsünceyi adeta bir ag gibi ören Foucault, Ölüm ve Labirent'te edebiyati bir estetik disavurum biçiminden ziyade, bir deneyim alani olarak, dilin varliginin sorusturuldugu bir düsünce deneyi olarak tasavvur ediyor. Geleneksel edebiyat elestirisi dogrultusunda bir yorum çalismasi ya da serh degil, çok farkli nitelikte bir edebiyat çözümlemesi yöntemi ortaya koyuyor. Gerçeklestirdigi edebiyat deneyi(mi) araciligiyla, dilin bizler için bir labirent insa ettigini, bu labirentten çikmanin ancak ölümle mümkün oldugunu, hem yapitlari hem de kendi hayati ve intihariyla göstermis olan Roussel'den hareketle Foucault, okuru "dil" denen çikissiz labirente sokuyor. Locus Solus, az yazan, az bilinen, anlasilmayan Roussel'in Türkçeye çevrilmis tek kitabi. Ölüm ve Labirent ise pek çok eseri Türkçeye çevrilen Foucault'nun nadir kitabi: Gerçek ile kurmaca, hayat ile edebiyat arasindaki ayrimi ortadan kaldiran, dil ile ölüm arasinda köprü kuran bir edebiyat deneyi(mi)ni okura da yasatmaya girisen tekinsiz bir kitap.
No posts about this book yet. Be the first in the app!