
Yeis(ümitsizlik) öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun.. Sarıl azmine sımsıkı, seyret bak ne olursun!..

Safahat, Mehmet Akif Ersoy'un şiir, toplum gözlemi, ahlak, inanç ve dönem eleştirisini geniş bir külliyat içinde birleştirdiği temel eseridir. Kitapta yoksulluk, eğitim, aile, savaş, millet bilinci ve insan sorumluluğu gibi konular güçlü bir hitabet ve hikaye etme yeteneğiyle işlenir.
Mehmet Akif, Safahat'ta yalnızca bireysel duygularını değil, yaşadığı toplumun sorunlarını da şiirin merkezine taşır. Manzum hikaye, vaaz, konuşma ve lirik ses çoğu zaman iç içe geçer. Eser, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş döneminin zihinsel ve toplumsal gerilimlerini anlamak isteyen okurlar için önemli bir edebi tanıklıktır.
4 posts from the Bookspace community

Yeis(ümitsizlik) öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun.. Sarıl azmine sımsıkı, seyret bak ne olursun!..

Eser = Safahat Yazar = Mehmet Akif Ersoy Bölüm = Asım Sayfa= 410-412 Not = Günün anlam ve önemine binaen

Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar Dipçik altında ezilmiş, paralanmış kafalar Bereden reng-i hüviyyetleri uçmuş yüzler Kim bilir hangi şenâatle oyulmuş gözler Medeniyyet denilen vahşete lâ'netler eder Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden Nice başlar nice kollar ki cüdâ cisminden Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkat Sonra nâmûsuna kurbân edilen bunca hayat Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler Göğsü baltayla kırılmış memesiz valideler Teki binlerce kesik gövdeye âid kümeler Saç kulak el çene parmak Bütün enkaz-ı beşer Bakalım yavrusu uğrar mı deyip karnından Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can sanmayın ki bizde zevki şehadet ile coşan bir kan var biz de leşten daha hissiz daha kokmuş bir can var durmayın tükürün çehre-i mudarimiza tükürün belki biraz duygu gelir arımıza

Bil ki, bir mezar taşıdır insandan yarına kalan. Ve unutma, onu da başkası yaptırır, gerisi yalan...