
İnsan insana nasıl hükmeder, Winston? Winston biraz düşünüp “Acı çektirerek.” dedi.

Paperback. 11,00 / 18,00 cm. In Turkish. 408 p. Translated by Mustafa Bal Edited by Emre Tokcael Cover design: Adnan Elmasoglu "Yalnizca politik bir roman degil, teskilat insaninin zihnindeki derin yabancilasmaya tani koyan bir kitap." -Erich Fromm George Orwell'in hayattayken yayimladigi son kitap olan 1984, distopik roman türünün klasik bir örnegi. Bireyin kisiligine ve özgürlügüne tarihi, siyasi, sosyal ya da ahlaki baglamda bir tehdit olusturan totaliter sisteme ve iktidar baskisina karsi uyari niteliginde yazilmis olan 1984, tasavvur ettigi gelecek daha gerçekçi hale geldikçe etkisi bir o kadar artan ender yapitlardan. 1984 yilinda dünya, sürekli savas halinde olan üç süper-devlete bölünmüstür: Okyanusya, Avrasya ve Doguasya. Baskenti Londra olan Okyanusya, Ingsos, yani Ingiliz Sosyalizmi ilkeleri ve her seyi gören, her seyi bilen Büyük Birader tarafindan yönetilmektedir. Dogruluk Bakanligi çalisani Winston Smith, kitaplari ve gazete yazilarini "dogrultmakla," yani Parti'nin söylemlerini ve tahminlerini dogrulamak için onlari degistirmekle görevlidir. Winston yazili tarihi degistirerek Parti'nin gücüne katkida bulunurken, gitgide bu gücü sorgulamaya baslar. Gerçege duydugu özlemle, Parti'nin dayattigi "çiftdüsün"e uyum gösteremez hale gelir. Julia'ya âsik olmasiyla Parti'ye olan isyani da büyür ama Büyük Birader'in onu izledigi gerçeginden kaçamaz. Orwell'in kitap için düsündügü ilk isimle, "Avrupa'daki son insan" olarak tanimladigi Winston Smith ve partneri Julia, insanligin kirintisini koruyabilmek için umutsuzca mücadeleye girisirler. Okuyucunun zihninde yer edecek ürkütücü bir gelecek ihtimali… "Sonrasinda hep tetikte kaldigim tehlike bayraklarina erkenden dikkatimi çektigi için Orwell'e sonsuza dek minnettarim." Margaret Atwood
151 posts from the Bookspace community

İnsan insana nasıl hükmeder, Winston? Winston biraz düşünüp “Acı çektirerek.” dedi.

''İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı bekliyordu belki de.''

Korku, insanın önce dilini, sonra zihnini esir alır.

"Düşünün. Çünkü henüz yasaklanmadı."

İnsan Sevilmekten Çok Anlaşılmayı istiyordu Belki de...

Nasılını anlıyorum, nedenini anlamıyorum.

Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar. Şimdiyi denetim altında tutan ise geçmişi.

İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.

“Asıl trajedi, ölmek değil; yaşarken hiç yaşamamaktır.”

Savaş Barıştır Özgürlük Köleliktir Cahillik Güçtür

"Hani, çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya, öyle bir şeydi işte."

"İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de."

bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da biliçlenemezler.

Düşüncesuçu, ölümü gerektirmez: Düşüncesuçunun KENDİSİ ölümdür.

Bilinçleninceye kadar asla başkaldıramyacaklar,ama başkaldırmadıkça bilinçlenemezler.

Partinin varlığını sürdürmesi, Düşünce Polisi'nden bile çok, sorgusuz sualsiz inanan, körü körüne bağlanan böylelerine bağlıydı.

hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir

Özgürlük; iki kere iki dört eder diyebilmektir buna izin verilirse arkası gelir

Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

Bilinçleninceye kadar asla başkaldıramayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

“İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.”
"Zeki bir insana en büyük işkence, cahillerin tercih ettiği düzende yaşamaktır."

Nasıl'ını anlıyorum... Nedenini anlamıyorum...

Biraz bitmek bilmeyen savaşlar ve devrimlerden dolayı güçten düşülmesi yüzünden, biraz da bilimsel ve teknik ilerleme tekdüzeleştirilmiş bir toplumda asla var olamayacak deneysel düşünceye dayandığı için, beklenen olmadı. Bir bütün olarak bakıldığında, bugün dünya elli yıl öncesinden daha ilkel.