
“Tanrım!” diye haykırdım. “Tanrım, Tanrım!” Gözlerimin önünde duran kişi, beti benzi atmış, sarsılmış, bayılmak üzereymiş gibi görünen, ölüp de yeniden dirilmiş bir adam gibi ellerini öne uzatmış Henry Jekyll’dan başkası değildi.

Paperback. 12,00 / 20,00 cm. In Turkish. 102 p. Fantastik bir macera ve ahlaki bir kinayenin etkileyici bir birlesimi olan Dr. Jekyll ve Mr. Hyde, ürpertici bir kurguyla, insanin yaradilisindaki iyi ve kötü arasindaki çatismayi konu alir. Saygin ve ahlakli, yasli bir bilim adami olan Dr. Jekyll, insan dogasinda ruhun ve bedenin ayrilabildigine inanir ve bunu kanitlamak ister. Laboratuvarinda yaptigi sayisiz deney ve çalismanin sonucunda ulastigi bir iksirle kendini basarili bir felakete sürükler. Iyi ve dürüst bir yasam sürmekten yorulan Dr. Jekyll, bu iksirle birlikte utanç, baski, arzu ve kontrolsüzlügün dogasini kesfeder. Mr. Hyde'in bedeninde kötülügün ve siddetin sinirlarini zorlar, vicdani azabindan dahi seytani bir haz duyar. 1886'da yayimlandiginda Dr. Jekyll ve Mr. Hyde büyük bir yanki uyandirmis, Kraliçe Victoria tarafindan dahi okunmustur. Yayimlandigi ilk tarihten bu yana çok sayida sinema ve tiyatro uyarlamasiyla zamana yenik düsmemis ve gotik edebiyatta da bir klasik haline gelmistir.
6 posts from the Bookspace community

“Tanrım!” diye haykırdım. “Tanrım, Tanrım!” Gözlerimin önünde duran kişi, beti benzi atmış, sarsılmış, bayılmak üzereymiş gibi görünen, ölüp de yeniden dirilmiş bir adam gibi ellerini öne uzatmış Henry Jekyll’dan başkası değildi.

Odanın ortasına, iki büklüm olmuş, kıpırdanıp duran bir adamın bedeni serilmişti. Avukatla uşak ayak parmaklarının ucunda yaklaştıkları adamı sırtüstü döndürdüklerinde Edward Hyde’ın yüzüyle karşılaştılar. Üzerinde kendisi için aşırı ölçüde büyük, ancak doktor gibi yapılı bir adama olabilecek kıyafetler vardı; yüzünde halen canlı olduğunu gösteren bazı seğirmeler olsa da, içindeki hayat ışığı onu çoktan terk etmiş gibi görünüyordu. Hyde’ın elindeki kırılmış minik cam şişeyi ve havadaki keskin acıbadem çekirdeği kokusunu fark ettiğinde, Utterson intihar etmiş birinin bedenine baktığını anladı.

YENİ KİTAP Bu iki adamın birbirlerinde ne gördükleri ya da ne tür ortak noktaları olabileceği çevrelerindeki birçok kişi için anlaşılmazdı. Pazar günleri çıktıkları yürüyüşlerde onlarla karşılaşanlar, tek kelime bile etmediklerini, birbirlerinden kopuk ve donuk göründüklerini, hatta bir tanıdıklarıyla karşılaştıklarında apaçık bir rahatlamayla selam verdiklerini söylüyordu. Ne var ki, Mr. Utterson’la Mr. Enfield haftalarının en önemli anı olarak gördükleri bu yürüyüşleri rahatsız edilmeden yapabilmek için başka zevklerini hatta bazen işlerini bile erteliyorlardı.

KİTAP GELDİ CEREN BAŞLIYORUM 1886'da yayımlandığında Dr. Jekyll ve Mr. Hyde büyük bir yankı uyandırmış, Kraliçe Victoria tarafından dahi okunmuştur. Yayımlandığı ilk tarihten bu yana çok sayıda sinema ve tiyatro uyarlamasıyla zamana yenik düşmemiş ve gotik edebiyatta da bir klasik haline gelmiştir.

SON Yarım saat sonra, bir kez daha ve bu defa sonsuza dek o tiksinti verici kişiliğe girdiğimde, koltuğuma çöküp titreme nöbetleri içinde nasıl ağlayacağımı ya da bu odada (yeryüzündeki son sığınağımda) bir aşağı bir yukarı yürürken tedirgin edici her sese nasıl gerginlik ve korkuyla kulak kabartacağımı biliyorum. Hyde darağacında mı ölecek? Yoksa son anda kendinden vazgeçme cesaretini gösterebilecek mi? Tanrı biliyor ya, umurumda değil; benim ölüm vaktim geldi ve bundan sonrasında ne olacağı beni ilgilendirmiyor. İşte, kalemi elimden bırakıp itirafımı mühürleyeceğim şu anda, bedbaht Henry Jekyll’ın hayatına son veriyorum.

Mr. Hyde soluk tenli, cüce gibi küçük bir adamdı; gözle görülür belirgin bir sakatlığı, şekil bozukluğu olmamasına rağmen insanda bir çarpıklık hissi bırakıyordu, nahoş bir gülümsemesi vardı, avukatın karşısına çekingenlikle cüretkârlığın iç içe geçtiği tedirgin edici bir ifadeyle dikilmiş ve neredeyse fısıldarcasına, kısık, çatlak bir sesle konuşmuştu. Avukatın bütün izlenimleri adamın aleyhineydi ama bu izlenimler bir araya geldiğinde bile Mr. Utterson’ın hissettiği, nedeni bilinmez tiksintiyi, nefreti ve korkuyu açıklayamıyordu.