
Askerlik rütbe ve elbise değil, ruhtur.

<p>«RUH ADAM», Türk edebiyatında pek alışılmamış çeşitte bir romandır. Müellifin tarihî romanlarını okumuş olanlar, tarihî bir roman gibi başlayan bu eserin öyle olmadığını görecek, sayfalar ilerledikçe kendilerini aşırı bir sembolizmin içinde bulacaklardır. Bir tarih çeşnisinin de yer aldığı roman, yaşamanın gayesini yalnızca askerlikte bulan bir subayın hayatıdır. Tabiatüstü olaylarla anlatılan bir hayat hikâyesinin, dikkatle bakıldığı zaman, gerçeklerin sembollerle çerçevelenmiş ifadesinden başka bir şey olmadığı görülecektir. «Ruh Adam», kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerasıdır. Edebî-ruhî tahlilini yapanlar, eserin hakikaten bir roman mı, yoksa yaşanmış bir hayat mı olduğunu kestirmekte hayli tereddüde düşeceklerdir. </p><p>[ Ötüken Neşriyat ]</p>
57 posts from the Bookspace community

Askerlik rütbe ve elbise değil, ruhtur.

- Niçin seversin Güntülü? +Sevginin niçini olmaz ki efendim… Düşünsem belki makul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.

"Gönlüm âh u zâr kaldı.." Bir gönlün âh u zâr ile dolmasının ne demek olduğunu gönlü rahat olanlar anlayamazdı.

Bak emrediyor; daldığın alemden uyanki mutlak seveceksin beni , bundan kaçamazsın.

Ölmemeyi istiyorsan yaklaşma bana Belâm çoktur, görünmeden dokunur sana.

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin ondan, gönül zorla tutuştu

Ruh, bedenden ayrıldığında değil; sevilmediğinde ölür. 🇹🇷

“Aşk bir nevi anormal duygudur, aşıklar da anormal hastalardır ama ruh hekimliği bakımından her büyük insan da az çok anormal sayılır. Bütün insanlar tam normal olsa insanların akıllı ve şuurlu hayvanlardan farkı kalmaz.”

İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.
"Bir gönlün âh u zâr ile dolmasının ne demek olduğunu gönlü rahat olanlar anlayamazdı."

tiyatro bitti beklemeye lüzum görmüyorum

Sevginin niçini olmaz ki efendim… Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız.

İnsan, bazen bir ömrü bir kelimenin manasını aramakla geçirir. Fakat o kelimeyi bulduğu anda, artık hayatın anlamı kalmaz.

Gözler ki birer parçasıdır senden ilahın Gözlerki senin en yüce Zulmün ve SİLAHIN Vur şanlı. Silahınla gönül mülkü düzelsin Sen öldürüyorken de Vururken de GÜZELSİN!…

Burkay! İyiliğe kemlik ettin, Tanrı seni bedbaht etsin. Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın!

Sevginin niçini olmaz ki efendim...

Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervâne olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu.

Yalnız, bir subay için büyük askerî ve vatanî fikirler dururken güzel bir kıza bu kadar yakınlık duyup mahvolmayı kabul edemiyorum

Bana insanlardan mı bahsediyorsun? İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir. Ruh Adam | Atsız

Sevgiliyi âşık yaratır, sonra tapar. Onda eşsiz güzellikler, büyüklükler bulur. Aslında alelâde bir kız veya kadındır ama Mecnûn’un Leylâ’yı görüşü gibi onu ilâhlaştırdıkça artık aşk denilen tezahür başlamıştır. Bununla beraber aşk lüzumlu bir şeydir...

Akşamları bazen tek başına dolaşmam bir ruh sporudur.

Anlatması imkansız Öyle bir an ki Ukabadaki ses varlığının gayesi sanki Bak emrediyor “Daldığın Âlemden uyan ki MUTLAK SEVECEKSİN BENİ bundan KAÇAMAZSIN!…

~Işığı bastıracak daha parlak bir ışık… ~ Öyle bir ışık var mı ? ~Var. Fakat o kadar yüksekte ki düşünmek bile çılgınlık olur. Leyla gözlerini pusat’a dikerek birkaç saniye baktı. Sonra kendisini dayanılmaz derecede güzelleştiren gülümseyişle: Müsaade ediyorum. Beni sevebilirsiniz! Dedi.

Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince!!